alın|mak

algı

TTü al- +gU

algoritma

Fr algorithme matematikte bir problemi çözmek için uygulanan prosedürler dizisi << EFr algorisme Arap sayılarıyla aritmetik işlem yapma yöntemi [esk.] Ar al-χʷarizmī الخورزمى zİslam matematikçisi Harezmi (9. yy) öz χʷarizm Orta Asya'da bir ülke, Harezm

alıç

Fa ālūça آلوچه z [küç.] dağ eriği, cratageus Fa ālū آلو zerik cinsi meyvelerin genel adı +ça3 << OFa alūk a.a. ~? ETü erük a.a.

alık

<< TTü aluk/alnuk aciz, gafil TTü al- yenmek, galebe etmek +Uk

alın

<< ETü alın başın ön üst kısmı

alın|mak

ETü: "kendine almak" [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
ḳısraḳ alındı [kısrak gebe kaldı], ol almın alındı [başkasının yardımı olmaksızın alacağını aldı] TTü: "... yenilmek" [ Dede Korkut Kitabı, <1400?]
Tekür alındı, melik tutuldu, tuğ yıkıldı, ursanı yeŋildi, kāfir kaçdı. TTü: "... hassasiyet göstermek" [ Meninski, Thesaurus, 1680]
bu sözlerden alınüp

<< ETü alın- kendine almak ETü al- +In-

 al-

Benzer sözcükler: alıngan


02.02.2015
alış|mak

<< ETü alış- birlikte almak, alıp vermek ETü al- almak, edinmek +Iş-

ali

Ar ˁāli عالٍ z [#ˁlw fāˁil fa.] yüksek, üstün, yüce Ar ˁalā عَلَا‎ zyüksek idi, yükseldi

alias

İng alias 1. namı diğer, takma isim, 2. dijitalize edilmiş görüntü veya sesin aslından farklı görünmesi Lat alias başka türlü (zarf) Lat alius başka (sıfat) << HAvr *al-1 öte, başka

alibi

İng alibi suç zanlısının suç yerinde olmadığına dair kanıt Lat alibi başka yerde Lat alius başka, diğer

alicenap

§ Ar ˁāli عالٍ zyüksek Ar canāb جَناب zkat, nezd, hazret