alicenap

alın|mak

<< ETü alın- kendine almak ETü al- +In-

alış|mak

<< ETü alış- birlikte almak, alıp vermek ETü al- almak, edinmek +Iş-

ali

Ar ˁāli عالٍ z [#ˁlw fāˁil fa.] yüksek, üstün, yüce Ar ˁalā عَلَا‎ zyüksek idi, yükseldi

alias

İng alias 1. namı diğer, takma isim, 2. dijitalize edilmiş görüntü veya sesin aslından farklı görünmesi Lat alias başka türlü (zarf) Lat alius başka (sıfat) << HAvr *al-1 öte, başka

alibi

İng alibi suç zanlısının suç yerinde olmadığına dair kanıt Lat alibi başka yerde Lat alius başka, diğer

alicenap

"yüce kişilik" [ anon., Ferec ba'd eş-şidde, <1451]
Bu mūcebce ol ˁālī cenāba sūret-i hāli nāme ile ˁarz eyledüm. [ Yirmisekiz Mehmet Çelebi, Paris Sefaretnamesi, 1721]
rağbet ve iˁtibārıŋız ve ˁālicenāblığıŋız sāirleriŋden ziyāde olduğı maˁlūmdur

§ Ar ˁāli عالٍ zyüksek Ar canāb جَناب zkat, nezd, hazret

 ali, cenap


22.09.2017
alicengiz

Ar āl آل zaile, sülale (Ar āla آل zdöndü, geri geldi )

alil

Ar ˁalīl عليل z [#ˁll faˁīl sf.] arızalı, hasta Ar ˁalla عَلَّ zbozuldu, kusurlu idi

alim

Ar ˁālim عالِم z [#ˁlm fāˁil fa.] ilim sahibi, bilen, bilgin Ar ˁalama عَلَمَ zbildi

alimallah

Ar ˁalama Allāhu Allah bilir § Ar ˁalama علم zbildi Ar Allāh الله z

alinazik

Ar ˁala'n-naizak عل النيزك zşişte pişirilen yemek, şiş kebap Ar naizak نَيْزَك zşiş, mızrak OFa nīzak a.a.