azık

azap

Ar ˁaḏāb عذاب z [#ˁḏb faˁāl ] acı, eziyet, sıkıntı Ar ˁaḏaba عذب zengel oldu, sıkıntı verdi

azar

Fa/OFa āzār آزار zincitme, eziyet, acıtma OFa āzartan, āzār- (birini) incitmek, acı vermek ≈ Ave ā+ zar- canını sıkmak, üzmek

azat

Fa āzād آزاد zserbest, özgür << OFa āzāt 1. soylu, asil, toprak sahibi asilzade sınıfına mensup kimse, 2. köle olmayan, özgür ≈ Ave zāy- salmak

azgın

TTü az- +gIn

azı

<< ETü azıġ köpek dişi, yırtıcı hayvan dişi ETü az- +I(g)

azık

ETü: [ Orhun Yazıtları, 735]
biziŋ sü atı toruk, azukı yōk erti [ordumuzun atı zayıf, azığı yok idi] KTü: [ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
azıḳ: arzāḳ [erzak]

<< ETü azuk yol için alınan yiyecek, erzak

Not: ETü az- "yoldan çıkmak" fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz.


05.05.2015
azınlık

YTü *azın +lIk

azil

Ar ˁazl عزل z [#ˁzl faˁl msd.] ayırma, uzaklaştırma, görevden alma Ar ˁazala عَزَلَ zayırdı, uzaklaştırdı

azim1

Ar ˁazm عزم z [#ˁzm faˁl msd.] kararla bir hedefe yönelme Ar ˁazima عَزِمَ zyöneldi, yola koyuldu

azim2

Ar ˁaẓīm عظيم z [#ˁẓm faˁīl sf.] büyük, yüce ≈ Ar ˁaẓuma عَظُمَ zyüce idi

azimet

Ar ˁazīma(t) عيمة z [#ˁzm fāˁila(t) msd.] yola çıkma, niyet etme Ar ˁazima عَزِمَ zyöneldi, yola koyuldu