Nişanyan Sözlük - Çağdaş Türkçenin Etimolojisi Nişanyan Sözlük - Çağdaş Türkçenin Etimolojisi

gazete

gaz3

Fr gaze çok gevşek dokunmuş pamuklu bez Ar ḳazz قزّ zkaba ipekli kumaş OFa kac/kaj a.a.

gaza

Ar ġazā(t)/ġazwa(t) غزاة/غزوة z [#ġzw faˁla(t) msd.] 1. akın etme, yağma, talan, 2. İslam dini uğruna yapılan savaş Ar ġazā غَزَا z1. murat etti, gayret etti, 2. akın etti

gazal

Ar ġazāl غزال z [#ġzl] ceylan, antilop (≈ Aram ˁuzīlā a.a. ≈ Akad χuzālu/uzālu a.a. )

gazap

Ar ġaḍab غضب z [#ġḍb faˁal msd.] kızgınlık, öfke Ar ġaḍuba غَدُبَ zkızdı, öfkelendi

gazel

Ar ġazal غزل z [#ġzl faˁal msd.] flört etme, aşk sözleri, aşk şiiri ≈? Ar ġazala غزل zyün eğirdi

gazete

[ Ebubekir Ratib Ef., Nemçe Sefaretnamesi, 1792]
hatta Sibin şehrinde gazeta evrākına tabˁ ve tavsīf olmakla [ Amedî Galib Efendi, Sefaret Mektupları, 1802]
ol günedek her gün gazetalarda havadis-i merkūme münderic iken andan soŋra görülmeyib [ Şinasi, Tasvir-i Efkâr Makaleleri, 1862]
gazetecilik ilāve ederek

Fr gazette parayla satılan haber bülteni Ven gazéta 1. kesecik, Venedik devletinde bir para birimi, 2. haber bülteni Ven gaza kese, bir para birimi +et° EYun gáza γάζα zhazine, büyük miktarda para EFa ganz-/gaz- a.a.

 hazine

Not: Venedik cumhuriyetine özgü bir kurum iken 1630'larda Almanya ve Hollanda, daha sonra Fransa ve İngiltere'de benimsenmiştir. • 1779-81 arası sadrazam olan Silahdar Mehmed Paşa döneminde Avrupa gazetelerini izlemek ve tercüme etmek için bir oda teşkil edilmiş ve gazeta evrakı hulasaları düzenli olarak padişaha iletilmiştir. • Yunanca gáza ve Farsi kökeni için LS sf. 335.

Benzer sözcükler: gaste, gazeteci, gazetecilik


30.09.2017
gazi

Ar ġāzi غازٍ z [#ġzw fāˁil fa.] 1. akıncı, istilacı, 2. İslam için savaşan Ar ġazā غَزَا zmurat etti, akın etti

gazino

İt casino [küç.] 1. kulübe, evcik, 2. müzikli lokanta İt casa ev << Lat casa a.a. << HAvr *ket- a.a.

gazoz

Fr eau gaseuse [fem.] gazlı su, limonata ve sodyum bikarbonattan yapılan içecek Fr gazeux gazlı Fr gaz +os°

gazpaço

İsp gazpacho İspanya usulü soğuk sebze çorbası

ge(o)+

Fr géo+ İng geo+ [bileşik adlarda] yer, zemin, yeryüzü EYun gḗ/gaía γή/γαία zyer, toprak