halavet

hala

Ar χāla(t) خالة z [#χwl faˁla(t) mr.] teyze, annenin kızkardeşi Ar χāl خال zdayı

hâlâ

Ar ḥālan حالاً z [zrf.] şimdiki zamanda, şimdi Ar ḥāl حال z [#ḥwl] şimdiki zaman, varolan durum +an

halas

Ar χalāṣ خلاص z [#χlṣ faˁāl msd.] arınma, azat olma, kurtulma Ar χalaṣa خَلَصَ zarındı, kurtuldu

halaskâr

§ Ar χalāṣ خلاص zkurtuluş, kurtulma Fa kār كار zeden

halat

~? OYun kalōdion καλωδιο z [küç.] urgancık EYun kálōs, kalod- κάλως, καλοδ- zurgan +ion

halavet

[ anon., Ferec ba'd eş-şidde, <1451]
İki göŋleklü iymân halâvetin bulmaz

Ar ḥalāwa(t) حلاوة z [#ḥlw faˁāla(t) msd.] tatlılık, şirinlik Ar ḥalā حلا ztatlı idi, tatlandı

 helva


12.08.2017
halay

Kürd hilayi/halayi ayağa kalkma, oynama Kürd hildan/haldan oynamak, zıplamak

halayık

Ar χalāˀiḳ خلائق z [#χlḳ faˁāˀil çoğ.] 1. canlı varlıklar, mahlukat, 2. hane halkı, hizmetçi ve bağımlılar Ar χalīḳa(t) خليقة z [t.] yaratılmış alem, yaratı

halbuki
haldır

onom tekerlek sesi, mekanik çalışma sesi

hale

Ar/Fa hāla هالة z [#hwl faˁla(t) mr.] ayla EYun ʰálos ἁλος zdaire, çember, ay ve güneşin yüzü, aziz tasvirlerinde görülen hale