~ Ar ḳāniˁ قانع [#ḳnˁ fa.] kanan, yetinen, kanaat getiren → kanaat
kaniş
Özön 1961
~ Fr caniche bir köpek cinsi < Fr cane ördek
● Suda iyi yüzdüğü için.
kanka
xx/c
~ Çing konka yakın arkadaş, yoldaş
kano
Bah 1924
~ Fr canot ağaç kabuğundan oyulmuş kayık ~ İsp canoa a.a. ~ Karib
● Batı dillerine Kristof Kolomb tarafından taşınmıştır.
kanon
Özön 1961
~ Fr canon 1. kilise yasası, 2. ilahilere özgü bir koro tekniği << OLat canon yasa, özellikle kilise yasası ~ EYun kanōn κανων 1. kargı, çıta, cetvel, 2. kural, yasa < EYun kánna κάννα kamış, kargı = Aram ḳanyā קניא a.a. → kanasta
kanser
TDK 1955
~ Lat cancer 1. yengeç, 2. ur, tümör ~ ALat *carcr-os yengeç << HAvr *kar-kr-o- a.a. < HAvr *kar- sert, kabuk? → karsinoma
● Latince sözcüğün tıbbi kullanımı EYunkarkínos (1. yengeç, 2. ur, tümör, kanser) çevirisidir.
kanserojen
TDK 1998
~ Fr cancerogène kansere yol açan (madde) → kanser, +jen1
kant
bir tür şekerli içecek
~ Ar ḳand قند şeker kamışından elde edilen külçe şeker, şekerleme (~ OFa kand a.a. ) ~ Sans khanḍava/khanḍu a.a. ~ Drav kanṭu külçe
● İngcandy < sugar candy (şekerleme) sözcüğü 13. yy'da Arapça sukkarḳandī biçiminden alınmıştır.
kantar
KTS xiv
~ Ar ḳintār قنتار bir tartı birimi, büyük terazi ~ OYun kentinári(on) κεντηνάριον a.a. ~ Lat centenarium yüz librelik tartı birimi (yaklaşık 31 kg) < Lat centum yüz → santi+
kantarma
~ Moğ kantarga atın dilini bastırmak suretiyle zaptetmeye yarayan demir araç < Moğ kantar- gemlemek, atın dizginlerini sıkıca çekmek
kantaron
MŞ xv kantariyun
~ Yun kentávrion << EYun kentaúrion κενταύρειον şifalı bir bitki, centaurium < öz (EYun) Kentaúros Yunan mitolojisinde at gövdeli efsanevi varlık
● Mitolojide şifalı otların piri sayılan kentaur Khiron'a atfen. Karş. İngcentaury (a.a.).
Copyright 2002-2010 Sevan NİŞANYAN
Her hakkı mahfuzdur. İzinsiz iktibas edilemez.
Alıntılarda kaynak gösterilmesi rica olunur.
E-mail : s_e_v_a_n_@_n_i_s_a_n_y_a_n_._c_o_m