leblebi

lazut

≈ TTü lağız/lağoz/lağuz mısır (Doğu Karadeniz ağızları) (Kaynak: DS sf. 3058)<? Yun laχaínō λαχαίνω zkazmak, toprağı sürmek

leasing

İng leasing her türlü kiralama İng lease kiralamak +ing Fr laisser bırakmak << OLat laxare a.a.

leb

Fa/OFa lab لب zdudak << HAvr *leb- a.a.

lebbeyk

Ar labbayk لبّيك z [#lby] «sana geldim, çağrına uydum», hac sırasında Arafat'ta söylenen bir söz Ar labbā لبّا zicabet etti, davete uydu

lebiderya

§ Fa lab dudak, (mec.) kenar Fa daryā deniz

leblebi

[ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
leblebü: al-ḳuḍāma [Mısır'a özgü kavrulmuş nohut] [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
cemīˁi İslām diyārına hummūs-i Bedevī yaˁnī leblebī deyü diyār diyār hedāyā götürürler; niçe biŋ develer yüki noχud gelüp leblebī iderler. [ Meninski, Thesaurus, 1680]
leblāb: sarmaşık. Hedera & convolvulus.

Ar lablāb لبلاب z [#lb faˁfāˁ q.] fasulyegillerden bir tür, dolichos lablab ≈ Ar lubb لبّ z [#lbb] 1. kalp, yürek, 2. çekirdek, tane, kabuğun içindeki şey, ağaç gövdesinin en iç halkası (≈ Aram lev לב z [#lb] yürek, bir şeyin içi veya gizli kısmı ≈ İbr ləvāv לבב zyürek ≈ Akad libbu a.a. )

Benzer sözcükler: demir leblebi, leblebi tozu, leblebici


07.05.2015
leçek

Fa laçak لچك züçgen şeklinde bağlanan kadın baş örtüsü ?

LED

İng LED İng light emitting diode ışık üreten diyot

ledüni

Ar ladunī لدنى zbatına ilişkin, transandantal Ar ladun لدٌ, لدن zta, öte [edat]

leff

Ar laff لفّ z [#lff faˁl msd.] sarma, dürme, bohçalama

legal

Fr légal yasal Lat legalis a.a. Lat lēx, lēg- yasa, özellikle dinî yasa +al° ≈ Lat lēgere sözleşmek, görev tevdi etmek