osman yüksel serdengeçti

oruç

Sogd *rōçag oruç tutma (≈ OFa rōzak a.a. ) Sogd rōç gün

orun

<< ETü orun yer, makam ETü or- koymak, kondurmak +In

oryantal

Fr oriental doğuya ait, doğulu Fr orient doğu +al° Lat oriens a.a. Lat oriri (güneş) doğmak +ent°

oryantasyon

Fr orientation yönelme, yön belirleme, psikolojide kişinin yerini ve çevresini bilmesi Fr orienter [den.] 1. doğuya yönelmek [esk.], 2. yönelmek, yön belirlemek +()tion Fr orient doğu

osilasyon

Fr/İng oscillation dalgalanma, salınma Lat oscillare [den.] a.a. +()tion Lat oscillum [küç.] rüzgârda salınması için ağaç dallarına asılan uğur, salıncak

osmiyum

YLat osmium bir element (İlk kullanım: 1803 Smithson Tennant, İng. kimyacı.) EYun osmḗ οσμή zpis koku +ium EYun ózō pis kokmak +ism° HAvr *od- a.a.

osmoz

Fr osmose İng osmosis fizikte geçişme (İlk kullanım: 1854 Graham, İng. fizikçi.) EYun ōsmós ωσμός zitiş +sis EYun ōthéō, eōsa ωθέω zitmek, zorla geçmek

oste(o)+

Fr ostéo+ İng osteo+ [bileşik adlarda] kemik EYun ostéon οστέον za.a. << HAvr *ost- a.a.

osteoloji

Fr ostéologie kemik uzmanlığı

osteoporoz

Fr ostéoporose kemik erimesi § EYun ostéon οστέον zkemik EYun porósis πορόσις zdelikdeşik olma, süngersi olma EYun póros πόρος zdelik +sis

osur|mak

<< ETü osġır-/osur- yellenmek onom +kIr-