sako

sakil

Ar ṯaḳīl ثقيل z [#s̠ḳl faˁīl sf.] ağır Ar ṯaḳula ثَقُلَ zağır idi

sakim

Ar saḳīm سقيم z [#sḳm faˁīl sf.] hastalıklı Ar saḳima/saḳuma سَقُِمَ zbozuldu, hastalandı

sakin

Ar sākin ساكن z [#skn fāˁil fa.] 1. oturan, bir yerde ikamet eden, 2. hareketsiz, dingin Ar sakana سَكَنَ zdindi, dinlendi, bir yerde ikamet etti

sakla|mak

<< ETü sakla- dikkat etmek, dikkatli olmak, muhafaza etmek ETü sak bilinçli, uyanık, aklı başında +lA- ETü sa- düşünmek +Uk

saklambaç

<< TTü *saklanmaç TTü saklan- +(A)mAç

sako

[ Recaizade Ekrem, Araba Sevdası, 1896]
sakosunu, bastonunu odacıya bit-teslim kalemden içeriye girdi

Fr sacco gevşek ve şekilsiz palto İt sacco çuval bezi, çul, çuval << Lat saccus a.a. ≈ EYun sákkos σάκκος za.a. İbr/Aram şaḳḳ שַׁקּ za.a. ≈ Akad saqqu a.a.

Not: Ortadoğu dillerinden Yunanca ve Latinceye alınmıştır. CAD sf. 15:168, Rosol sf. 84. Aynı kökten Fr sac, İng sack "çuval, kese".

Bu maddeye gönderenler: ceket (caka, jaketatay)


30.07.2015
saksafon

Fr/İng saxophone bir müzik aleti (İlk kullanım: 1841 Adolphe Sax, Bel. müzisyen (1814-1894).) § öz Sax EYun phonḗ φονή zses

saksağan

<< ETü saġızġan/sakızġan malum kuş, saksağan <? ETü *sakız- (kuş) şakımak? +(g)An

saksı

≈ ETü sasık kil çömlek <? ETü saz çamur, bataklık

sal

<< ETü sal platform, özellikle suda yüzen platform

sal|mak

<< ETü sal- 1. sallamak, sarkıtmak, 2. bırakmak, azat etmek, göndermek