sezgi

seyyar

Ar sayyār سيّار z [#syr faˁˁāl mesl.] gezgin, gezici Ar sāra سَارَ zyürüdü, gezdi, yol aldı

seyyare

Ar sayyāra(t) سيّارة z [#syr faˁˁāla(t) mesl.] gezgin (şey, yıldız), planet Ar sāra سَارَ zyürüdü, gezdi, yol aldı

sez|mek

<< ETü *sez- zannetmek, kuşkulanmak, hissetmek

seza

Fa sazā سزا zuygun, layık Fa sazīdan سزيدن zuygun olmak +ā(n) Fa saχtan, saz- uydurmak, artiküle etmek ≈ Ave sak- olabilmek, muktedir olmak

sezaryen

Fr césarienne rahmi kesmek suretiyle yapılan doğum Lat caesura kesme, kırma Lat caedere kesmek +()tura

sezgi

TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
sezgi: Seziş, idrak, mükâşefe.

TTü sez- +gU

 sez-

Benzer sözcükler: sezgisel


26.01.2015
sezi

TTü sez- +I(g)

sezinle|mek

YTü *sezin +lA- ≈ TTü sezik

sezon

Fr saison mevsim << Lat satio 1. tohum ekme, 2. ekim mevsimi Lat sērere tohum ekmek +()tion << HAvr *sē-1 a.a.

sezyum

YLat caesium bir element (İlk kullanım: 1860 Robert Bunsen ve Gustav Kirchhoff, Alm. kimyacılar.) Lat caesius açık mavi +ium

sfenks

Fr sphinx mitolojide insan kafalı aslan gövdeli yaratık, muamma EYun sphinks, sphing- σφινξ, σφιγγ- z EYun sphíngō σφίγγω zsıkmak, büzmek, (ağzını) kapatmak