sok|mak

soğan

<< ETü soġun/soġan soğan ≈ Sans sukanda सुकन्द za.a. (§ Sans su iyi, kıymetli Sans kanda yumru kök )

soğu|mak

<< ETü soġı- soğumak, ıslanmak

soğuk

<< ETü soġık soğuk ETü soġı- +Uk

soğur|mak

<< ETü sōr- emmek

sohbet

Ar ṣuḥba(t) صُحْبة z [#ṣḥb fuˁla(t) msd.] dostluk etme, arkadaşlık Ar ṣaḥiba صَحِبَ zdost idi

sok|mak

ETü: [ Irk Bitig, <900]
kiḏizig subka sukmış [abayı suya sokmuş] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
men anı ewke sukdım [[onu eve soktum]], aŋı yılān sokdu [[yılan ısırdı - Oğuzca]]

<< ETü-O sok- batırmak ≈ ETü suk- batırmak, daldırmak, (bumbar) tıkmak

Not: Kaşgarlıya göre ETü biçim suk- olup, Oğuzlarda sok- kullanılır. Karş. Hamilton, Uyg, 61.

Benzer sözcükler: sokturmak, soku, sokulmak, sokulgan, sokunmak, sokuşturmak

Bu maddeye gönderenler: sokum


20.03.2015
sokak

Ar zuḳāḳ زقاق z [#zḳḳ] sokak, dar geçit Akad sūḳāḳu [küç.] a.a. Akad sūḳu sokak, özellikle çarşı sokağı, çarşıda belli malların satıldığı geçit

soket

İng socket [küç.] kısa çorap, bir tür kablo bağlantı elemanı İng sock çorap Lat soccus topuksuz hafif ayakkabı, keçeden yapılan terlik ≈ EYun sýχos σύχος za.a.

soku

<< ETü soku havan, dibek ETü sok- havanda dövmek, öğütmek +gU

sokum

TTü sok- +Im

sol

<< ETü sol bozuk, sol