yanak

yamuk

<< TTü yaŋıl- yanılmak, eğrilmek

yamul|mak

<< TTü yaŋıl- yanılmak, bozulmak, eğrilmek

yamyam

Fr/İng niam-niam/iam-iam Güney Sudan'da insan eti yediği rivayet edilen bir kavim, Azande'ler

yan

<< OTü yan taraf, canip ≈ ETü yan kalça kemiği, özellikle kemik başı ≈? ETü yan- dönmek

yan|mak

<< ETü-OK yān- parlamak, yanmak << ETü *yağın- ETü *yak- ateş yakmak +In-

yanak

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
yaŋak [[ağzın iki yanında dişlerin dizildiği kemik; herhangi bir şeyin yanı. Bu nedenle kapının iki yanındaki direklere 'kapuġ yaŋakı' denir.]]

<< ETü yaŋak iki yanın her biri, çene kemiğinin iki kanadı ETü yan- dönmek +(g)Ak

 yan

Not: Erdal'a göre organ isimleri yapan arkaik bir +Ak eki ile.


05.01.2016
yanaş|mak

OTü yana- yanına gelmek +Iş- OTü yan

yandaş

TTü yan +dAş

yangın

TTü yan- +gIn

yanıl|mak

<< ETü yaŋıl- hata etmek, eğrilmek ≈ ETü yaŋa/yaŋak yan, düz istikamette olmayan ≈ ETü yan a.a.

yanılgı

TTü yanıl- +gU