ökçe

öğür

<< ETü ögür evcil hayvan sürüsü

öğür|mek

<< TTü ögür- bağırmak, böğürmek onom +kIr-

öğüt

<< ETü öt/ögüt akıl, fikir, nasihat <? ETü ö- düşünmek, anlamak +Ut

öğüt|mek

<< ETü ögit- öğüttürmek ETü ögi- öğütmek, toz haline getirmek +It-

ökaliptüs

YLat eucalyptus Avustralya kökenli bir ağaç (İlk kullanım: 1788 L'Héritier, Fr. botanikçi.) EYun eukályptos ευκάλυπτος ziyi korunmuş § EYun εῦ ziyi EYun kalýptō καλύπτω zsaklamak, kapatmak

ökçe

Çağ: [Rab 1309]
Yaˁḳūb ˁAyaznıŋ aḏakı ökçesin tuta tuğdı, anıŋ üçün Yaˁḳūb atadılar [Yakub Esau'nun ayağının topuğunu tutarak doğdu, onun için Yakub adını verdiler] KTü: [ İrşadü'l-Mülûk ve's-Selâtîn, 1387]
kaçan kim ayak köterse ökçe köterilse ançaga tigrü Çağ: [ Pavet de Courteille, Dictionnaire Turc Oriental, <1500]
ökçe: talon; poltron [topuk]. ökçe itdi: il a tourné promptement [hızla döndü]

<< OTü ökçe topuk, ayağın arka ucu OTü *ök geri, arka +çA

Not: Bağımsız sözcük olarak ök kaydedilmemiştir, ancak karş. ÇTü, KTü ökünmek "peşiman olmak". • Moğ ösügey "topuk" biçimi *öşke eşdeğeridir.


25.09.2017
ökse

Yun iksía ιξία z1. asalak bir bitki, viscum album, 2. bu bitkiden elde edilen yapışkan madde EYun iksós ιξός za.a. << HAvr *weiks- a.a.

öksür|mek

<< OTü öskür- öksürmek onom +kIr-

öksüz

<< ETü ögsiz 1. akılsız, 2. annesiz ETü ög 1. akıl, 2. anne +sIz

öküz

<< ETü öküz sığır, özellikle iğdiş edilmiş sığır ≈? HAvr *uksḗn a.a.

öl

<< ETü öl nem, nemli