ülkü

üfür|mek

onom üf/üfür rüzgâr sesi, üfleme sesi

üleş|mek

<< ETü üleş- paylaşmak, bölüşmek ETü üle- pay etmek, bölmek +Iş- ETü ülüg pay +(g)A-

ülfet

Ar ulfa(t) الفة z [#Alf fuˁla(t) msd.] alışıklık, tanışıklık, evcillik Ar alifa ألف zalışık veya tanıdık idi, uyumlu ve evcil idi, evcilleşti (≈ Aram ˀalaph/ˀalēph אַלַף z [#Alp] alışma, evcilleşme ≈ Akad ulāpu bağ, ittifak )

ülke

<< Moğ ülige/ölige 1. pay, hisse, 2. bölge, memleket Moğ üli- pay etmek ≈ ETü *ül- a.a.

ülker

<< ETü ülker Pleiades takım yıldızı, Süreyya

ülkü

YTü: "mefkûre, Fr idéal karşılığı" [ Cumhuriyet - gazete, 1933]
memleketin 34 bucağında yeni ülkü mekteplerinin açılışını varlığımızın en sıcak samimi temennilerile kutluyor

~? Moğ üliger nümune, örnek, mikyas Moğ üli- kıyaslamak, ölçmek, tartmak

 il-

Not: TTü duyulmamış olan sözcük, 14. yy Kıpçakça sözlüklerinden Kitabü'l-İdrak'ın 1931'de A. Caferoğlu tarafından yapılan baskısındadaki şüpheli bir okumaya istinaden 1932'de Naim Hazım Onat tarafından ortaya atılmış ve Z. Gökalp'in mefkûre kavramına karşılık sayılmıştır. TD III.6-7 (1946).

Benzer sözcükler: ülkücü, ülküsel


30.10.2020
ülser

Fr ulcère deri veya mukoza lezyonu << Lat ulcus, ulcer- kapanmayan yara << HAvr *h₁elk- (*elk-) yara

ültimatom

Fr ultimatum pazarlıkta son teklif OLat ultimatum [n.] en son şey Lat ultimus [sup.] son, en öte +()t° Lat uls, ult- öte +im° << HAvr *ol-s HAvr *h₂el- (*al-) öte, başka

ültra

Fr/İng ultra öte (edat), aşırı (ad) Lat ultra öte, aşırı (edat) << HAvr *ol-tero- [sup.] en-başka HAvr *h₂el- (*al-) öte, başka

ültramarin

Fr ultramarine 1. denizaşırı yerlere ait olan, 2. lapis lazuli taşı, bu taşa özgü lacivert renk Lat ultramare denizaşırı, Ortaçağda Doğu Akdeniz ülkelerine verilen ad Lat ültra+ mare deniz

ültrason

Fr ultrason sesötesi Fr ültra+ son ses << Lat sonus a.a.