dar

+dar

Farsça +dār دار z "[bileşik adlarda] tutan, sahip olan, -li, -ci" parçacığından alıntıdır. Farsça parçacık Farsça ve Orta Farsça dāştan, dār- داشتن, دار z "tutmak, sahip olmak, malik olmak" fiilinden türetilmiştir. Bu sözcük Eski Farsça aynı anlama gelen dāraya- sözcüğünden alıntıdır. Eski Farsça sözcük Avesta (Zend) dilinde aynı anlama gelen dar- sözcüğü ile eş kökenlidir. Avestaca sözcük Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *dʰer-2 "sıkı tutmak" biçiminden evrilmiştir.

dar1

Eski Türkçe tār "geniş olmayan, sıkı" sözcüğünden evrilmiştir.

dar2

Arapça dwr kökünden gelen dār دار z "barınak, konut, yurt" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça dāra دار z "döndü, çevirdi" fiili ile eş kökenlidir. (NOT: Bu sözcük Aramice/Süryanice dwr kökünden gelen dūrā דורא z "yerleşim, oba" sözcüğü ile eş kökenlidir. Aramice/Süryanice sözcük Akatça aynı anlama gelen dāru sözcüğü ile eş kökenlidir. )

darağacı

Farsça ve Orta Farsça dār veya dar دار z "1. ağaç, 2. çarmıh, haç, idam ağacı" sözcüğünden türetilmiştir. Farsça sözcük Avesta (Zend) dilinde dāru- "ağaç" sözcüğü ile eş kökenlidir. Bu sözcük Sanskritçe aynı anlama gelen dáru sözcüğü ile eş kökenlidir. Sanskritçe sözcük Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *dóru- "ağaç, özellikle meşe ağacı" biçiminden evrilmiştir. Bu biçim Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *drew- "sağ, sağlam, doğru" biçimi ile eş kökenlidir.