açı

acuze

Ar *ˁacūza(t) عجوزة z [fem.] Ar ˁacūz عجوز z [faˁūl im.] yaşlı ve düşkün kadın, kocakarı Ar ˁacaza عجز zyaşlandı, yaşlı kadın oldu

acz

Ar ˁacz عجز z [#ˁcz faˁl msd.] güçsüzlük, düşkünlük Ar ˁaciza عجز zgüçsüz idi, düşkün idi

<< ETü āç aç, açlık (isim ve sıfat)

aç|mak

<< ETü aç- a.a.

açelya

İt azalea kumlu toprakta yetişen bir çiçek YLat azalea a.a. (İlk kullanım: Linnaeus, İsv. doğabilimci (1707-1778).) EYun azaléos αζαλέος zsusamış, susuzluktan yanan HAvr *h₂eHs- (*as-) yanmak

açı

YTü: "zaviye" [ Geometri Terimleri, 1937]
'Açı' bir noktadan ayrılan iki doğru çizgi arasındaki açıklıktır.

TTü aç- +I(g)

 aç-

Not: Atatürk tarafından ortaya atılan sözcüklerdendir.

Benzer sözcükler: açıölçer, açıortay, açısal


01.02.2018
açık

<< ETü açuk açık ETü aç- +Uk

açıkla|mak

TTü açık +lA-

açkı

TTü aç- +gU

açma

TTü aç- +mA

açmaz

TTü aç- +mAz