acur

acık|mak

<< ETü açık- acıkmak ETü āç- a.a. +Ik-

acil

Ar ˁācil عاجل z [#ˁcl fāˁil fa.] acele eden Ar ˁacala عجل zacele etti

âciz

Ar ˁāciz عاجز z [#ˁcz fāˁil fa.] acz eden, güçsüz, düşkün Ar ˁaciza عجز zgüçsüz ve düşkün idi

acul

Ar ˁacūl عجول z [#ˁcl faˁūl im.] aceleci, hızlı

acun

ETü ajun enkarnasyon, dünya, cihan Sogd ˀjwn (ajūn) yaşam, Budist inançta enkarnasyon Sogd jw- yaşamak << HAvr *gʷei̯h₃- (*gʷei̯o-) yaşamak, canlı olmak

acur

[ Asım Ef., Burhan-ı Katı terc., 1797]
bir nevˁi uzun χıyardır, baˁzı yérde bir zirā kadar olur, Türkçe ˁacur عجور ve acır آجر dahı dérler. [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ˁacūr عجور, ācūr آجور: Susuz hıyar, Rus hıyarı.

Ar ˁaccūr عجّور z [#ˁcr] hıyar, bir tür yeşil kavun OYun angúrion αγγούριον zhıyar, incir EYun ággos άγγος zküçük kap, kapçık, bal peteği

 incir

Not: Alm Gurke "hıyar", İng gherkin "küçük hıyar" biçimleri, muhtemelen Slav dilleri vasıtasıyla Yunancaya dayanır. Karş. Pol ogórek, Rus ogurec "hıyar". • Yabani hıyarın çeşitli türleri antik çağdan beri bilindiği halde, geliştirilmiş salatalık hıyarı Ortaçağda belirmiş görünüyor.


14.09.2017
acuze

Ar *ˁacūza(t) عجوزة z [fem.] Ar ˁacūz عجوز z [faˁūl im.] yaşlı ve düşkün kadın, kocakarı Ar ˁacaza عجز zyaşlandı, yaşlı kadın oldu

acz

Ar ˁacz عجز z [#ˁcz faˁl msd.] güçsüzlük, düşkünlük Ar ˁaciza عجز zgüçsüz idi, düşkün idi

<< ETü āç aç, açlık (isim ve sıfat)

aç|mak

<< ETü aç- a.a.

açelya

İt azalea kumlu toprakta yetişen bir çiçek YLat azalea a.a. (İlk kullanım: Linnaeus, İsv. doğabilimci (1707-1778).) EYun azaléos αζαλέος zsusamış, susuzluktan yanan HAvr *h₂eHs- (*as-) yanmak