adese

aday

TTü ad +(g)Ay

add

Ar ˁadd عدّ z [#ˁdd faˁl msd.] sayma, sanma; sayı, sanı Ar ˁadda عدّ zsaydı, sandı

adem

Ar ˁadam عدم z [#ˁdm faˁal ] yokluk Ar ˁadima عدم zyok idi, eksik idi

ademimerkeziyet

§ Ar ˁadam عدم zyokluk, yoksunluk Ar markazī مركزى zmerkeze ait +īya(t)2

adenit

Fr adénite lenf bezi iltihabı EYun adḗn, adénos ἀδήν zgland, salgı bezi, özellikle pankreas veya uykuluk +itis

adese

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ˁades: Mercimek; et beni; dürbün camı, gözün billuru. YO: [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
ˁadese: Mercimek danesi gibi (...) cam ki gözlük ve dürbün ve sairede kullanılır. Fr. lentille.

Ar ˁadasa(t) عدسة z [#ˁds mr.] mercimek tanesi Ar ˁadas عدس z [#ˁds faˁal ] mercimek

Not: Arapça "bir mercimek tanesi" anlamındayken, Lat lens ve Fr lentille "mercimek, mercek" karşılığı olarak Yeni Osmanlıca kullanıma sokulmuş sözcüktür. Karş. lens.

Benzer sözcükler: adesî


10.12.2015
adet1

Ar ˁadad عدد z [#ˁdd faˁal ] sayı Ar ˁadda عدّ zsaydı, sandı

âdet2

Ar ˁāda(t) عادة z [#ˁwd faˁla(t) mr.] 1. geri gelme, tekrar, 2. tekrarlanan veya geri gelen şey, alışkanlık, itiyat Ar ˁāda عَادَ zgeri geldi, avdet etti

âdeta

Ar ˁādatan عادتاً z [zrf.] alışkanlık üzere, ber mutad Ar ˁāda(t) عادة zalışkanlık, itiyat +an

adezyon

Fr adhésion yapışma Lat adhaesio a.a. Lat adhaerere bir şeye ilişmek, yapışmak +(t)ion Lat ad+ haerere, haes-

adıl

TTü ad +Il