alavere dalavere

alan

<< ETü alaŋ dağlar arasındaki açık ve düz yer, meydan

alarga

İt al largo açıkta, (gemi) sahilden açılmış İt ad+ largo açık, geniş, uzak << Lat largus a.a.

alarm

Fr alarme silaha çağrı [14. yy], her çeşit ikaz sinyali [17. yy] İt all' arme silahlara! İt à+ arma silah

alaşım

<? YTü *alaş- +Im

alaturka

İt alla turca Türk gibi, Türk usulü öz à+ Turco Türk

alavere dalavere

[ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
Çiço Hüseyn nām bir kimesne ehliyle hāl-i muhammışda ala-vere [cinsel ilişki] safhāsında iken [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
alavera آلاورا: Karışıklık, kargaşalık [ A. Fikri, Lugat-ı Garibe, 1889]
dalavere: Alış veriş. dalavere çevirmek: Kendince olan işi becermek.

TTü ala vere

 al-, ver-

Not: 17. yy'da bir denizci narası veya sloganı olduğu anlaşılıyor. Türkçe al- ve ver- fiillerinden ayrı düşünülmsi için makul bir neden yoktur. Tietze'nin Fr alivrer sözcüğünden türetme denemesi fantezidir. Yun dalavera/daravéri Türkçeden alıntıdır.

Benzer sözcükler: dalavere, dalavereci


06.04.2019
alay

<< OYun alágion αλάγιον zlejyonu oluşturan askeri birliklerin her biri Lat ala 1. kanat, 2. legio'dan küçük askeri birim, alay << ALat *axla koltuk, kürek kemiği

alayiş

Fa ālāyiş آلايش zbulaşma, bulaşıklık, yozlaşma Fa ālūdan, ālāy- آلودن, آلاى zbulaşmak +iş

alaz

≈ TTü yalabız/yalaz alev, parıltı

alazalik

Ar ˁalā ḏāliki عَلَى ذٰلك zbunun üzerine, bu yüzden

albatros

Fr albatros bir tür deniz kuşu Port alcatraz balıkçıl kuşu, pelikan ~? Ar al-ġaṭṭās الغطّاس z [#ġṭs faˁˁāl mesl.] dalgıç