ayak

avun|mak

<< ETü avın- yakınlık duymak, ünsiyet göstermek <? ETü av- (insan) toplanmak, bir araya gelmek +In-

avurt

<< TTü avurd/avurda lakırdı, çene çalma onom abır/hapır ağız sesi

ay

<< ETü āy gök cismi ve süre birimi

ay|mak

<< TTü ayık- uyanmak, ayılmak

aya

<< ETü aya elin iç tarafı

ayak

ETü: [ Orhun Yazıtları, 735]
türük bodun adak kamşatdı [Türk boyları ayak sürüdü] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
aḏak: ar-ricl (...) [[Oğuzlar ve benzerleri ... ayak der.]] TTü: ayak yolu "helâ" [ Yadigâr-ı İbni Şerif, <1421?]
ayak yolına vardıkça çıkan sıkl kuru olur noχūd kadarı olur

<< ETü adak ayak, bacak

Not: Olasılıkla ETü *ad- "ayırmak, ayrı olmak" köküyle alakalı olmakla beraber yapısal ilişki açık değildir. ETü fiile ulanan +Ak eki yoktur. ● Eren'in sözcüğü at- fiilinden türetmesi kabul edilemez. Clauson sözcüğü basit ad olarak değerlendirir, etimolojik analize teşebbüs etmez (EDPT 45.) ● ETü ayak ("kadeh") ayrı sözcüktür.

Benzer sözcükler: ayak bağı, ayak takımı, ayak üstü, ayak üzeri, ayak yolu, ayakçı, ayakdaş, ayaklık, dört ayaklı, kırkayak, sacayağı, yalın ayak

Bu maddeye gönderenler: ayakkabı, ayaklan-


05.03.2020
ayakkabı
ayaklan|mak

<< ETü adaklan- ayağa kalkmak, ayak sahibi olmak ETü adak ayak +lAn-

ayal

Ar ˁiyāl عيال z [#ˁwl fiˁāl msd.] bakmakla yükümlü olunanlar, aile Ar ˁāla عال zgeçimini sağladı

ayan1

Ar aˁyān أعيان z [#ˁyn afˁāl çoğ.] 1. gözler, 2. memleketin önde gelenleri, seçkinler Ar ˁayn عين z [t.] göz

ayan2

Ar ˁiyān عيان z [#ˁyn fiˁāl msd.] 1. açık seçik görme, 2. apaçık, belirgin, aşikâr Ar ˁāyana عاين z [III f.] gözüyle gördü