berhava

bere2

Fr béret düz tepeli kenarsız şapka Prov berret [küç.] a.a. OLat birrus bir tür külahlı cübbe, burnus

bereket

Ar baraka(t) بركة z [#brk faˁala(t) msd.] Allah’ın verdiği nimet, bolluk, verimlilik Aram bərākā/bərāktā ברכא/ברכתא z1. diz çökerek yapılan dua, 2. nimet, bolluk, verimlilik ≈ İbr bərakah ברכה za.a. İbr berek ברך zdiz

bergamot

Fr bergamote 1. Anadolu kökenli bir tür kokulu armut, 2. İtalya'nın Calabria bölgesine özgü çok kokulu bir turunçgil, citrus bergamia İt bergamotta a.a. TTü beğ armudu

bergüzar

Fa barguḏār بر گذار zyolluk, yolcuya verilen hediye Fa bar+ guḏār yol, gidiş

berhane

Fa bār-χāne بارخانه zyüklük, depo, eşya ile dolu ev § Fa bār بار zyük Fa χāne خانه zev

berhava

[ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
Atmeydanı tarafında bir āteş zāhir olup (...) evci āsumāne şeddādī bināları perrān ber hevā atup [koca binaları uçarak havaya fırlatıp] kimi berre ve kimi cānibi bahre [kimi karaya ve kimi deniz tarafına] düşüp

Fa bar-havā برهوا zhavaya, havada

 ber+, hava

Not: Berhava atmak deyimi Türkçe kullanımda berhava etmek biçimini almıştır.


25.09.2014
berhudar

Fa barχordār برخوردار znasipli Fa barχordan برخوردن zfaydalanmak, nimete kavuşmak § Fa bar meyve, ürün Fa bar+ χordan, χor- خوردن, خور zyemek

beri1

<< ETü bérü/bérgerü 1. bu yanda, bu yana, 2. güney ETü bér- vermek +(g)ArU

beri2

Ar barī برىّ z [#brA faˁīl sf.] kurtulmuş, aklanmış, muaf Ar baraˀa برأ zkurtuldu, aklandı

beriberi

Fr béribéri İng beriberi tropik bölgelerde rastlanan bir hastalık Sinhali beri yorgun, halsiz

berilyum

YLat beryllium parlak kristalleri olan bir element (İlk kullanım: 1828 Fr. Wöhler, Alm. kimyacı.) Lat beryllus akuamarin veya zümrüt, genel olarak kristal +ium EYun bḗryllos βήρυλλος za.a. (EFa *vilūrya a.a. ) ~? Sans vaiḍūrya वैडूर्य zbir tür mücevher, kristal, kedigözü