burk|mak

burgacık

<< TTü burgaşık TTü burgaş- burulmak, kıvrılmak +Uk

burgaç

TTü bur- +(g)Aç

burgaz

Yun/EYun pýrgos πύργος zkule, özellikle savunma kulesi, burç

burgu

TTü bur- +gU

burjuva

Fr bourgeois şehirli, orta sınıf mensubu Fr bourg kale, surla çevrili kent Ger *burgs << HAvr *bʰr̥ǵʰ- yüksek yer, kale

burk|mak

ETü: burkıtmak [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
ol yüzin burkıttı [yüzünü buruşturdu] éşler yüzi burkurdı [kadının yüzü buruştu] TTü: [ Pîr Mehmed b. Yusuf, Terceman, <1461]
urganı berk burkmak (...) iki kat idip bükmek ve burkamak ve burkaşdırmak. TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
burkmak, burkulmak: Buruk olmak, ayak ve kol kemiği burulup sinirleri incinmek.

≈ ETü burkıt- buruşturmak ETü *bur- burmak, bükmek +Ik-

 bur-

Benzer sözcükler: burkulmak, burkuntu

Bu maddeye gönderenler: burgacık


04.10.2017
burka

Ar burḳaˁ بُرْقَُع z [#brḳˁ q.] yüzün tümünü örten peçe

burkan

Ar burkān بركان z [#brk] yanardağ, volkan İt volcano Fr volcan a.a.

burlesk

Fr/İng burlesque kaba güldürü, parodi İt burlesco a.a. İt burla şaka

burs

Fr bourse 1. para kesesi, 2. bir çırak veya öğrenciye hibe edilen para << OLat bursa para kesesi EYun býrsa βύρσα zderi, kese

burun

<< ETü burun 1. önde olan, çıkıntı, 2. burun