cebelleş|mek

cazibe

Ar cāḏiba(t) جاذِبة z [#cḏb fāˁila(t) fa. fem.] çeken (şey, kuvvet) Ar cāḏib جاذب zçeken

cazip

Ar cāḏib جاذب z [#cḏb fāˁil fa.] cezbeden, çeken, çekici Ar caḏaba جَذَبَ zkendine çekti

CD

İng CD [abb.] İng compact disc sıkıştırılmış disk

cebeci

Moğ cebe donanım, silah, zırh +çI

cebel

Ar cabal جبل z [#cbl faˁal ] dağ

cebelleş|mek

[HAdıvar 1926]
cedelleşmek [ TDK, Türkçe Sözlük, 2. Baskı, 1955]
becelleşmek -> mecelleşmek: Çekişmek. [ Milliyet - gazete, 1956]
İstanbul'un kar ve fırtına ile cebelleştiği bir gün

<< TTü cedelleş- Ar cadal جدل ztartışma, çekişme, niza +lAş-

 cedel


06.09.2017
cebellezi

<? TTü cep

ceberrut

Ar cabarūt جبروت z [#cbr] azamet, celal, olağanüstü büyük güç Aram gebarūthā גברות z [#gbr] güç, iktidar, yiğitlik, azamet Aram gəbar גבר züstün olmak, galebe çalmak, güç göstermek

cebin

Ar cabān/cabīn جبين/جبان z [#cbn faˁīl sf.] 1. alın, 2. korkak ≈ Ar cabuna جَبْنَ zkorkuya kapıldı, korkak idi

cebir

Ar cabr جبر z [#cbr faˁl msd.] 1. kırık kemiği kaynaştırma, 2. sentez, matematikte cebir, 3. güç, zor, kuvvet, üstünlük Ar cabara جبر z1. birleştirdi, kaynaştırdı, 2. güç kullandı ≈ Aram gəbar גבר zgüçlü ve üstün olmak

cedel

Ar cadal جدل z [#cdl faˁal ] kavga, niza, (ilimde) münazara, (mantıkta) diyalektik ≈ Ar cadala جدل zburdu, doladı, katıştırdı ≈ Aram gədal גְדַל z [#gdl] burmak, ip örmek, sarmaştırmak, dolamak