dahi1

dağıt|mak

<< ETü tarıt- tohum saçmak, ekin ekmek veya ektirmek ETü tar- saçmak, dağıtmak

daği

Ar ṭāġī طَّاغِي z [fāˁil fa.] azgın, isyancı, tuğyan eden Ar ṭaġā azı, taştı

dağla|mak

<< ETü daġla-/taġla- kızgın demirle damgalamak Fa/OFa dāġ kızgın demirle vurulan damga +lA- ≈ Ave daχa- yakmak << HAvr *dʰegʷʰ- a.a.

dağlıç

<? TTü dağla-

daha

<< TTü daχı keza, dahi

dahi1

ETü: [ Uygurca metinler, <900]
takı yeme ınça kaltı kim oot yıġaçtan önüp [ve dahi nasıl ki ateş ağaçtan çıkıp] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
taḳı [["gene, aynı şekilde" anlamında bağlaçtır; 'taḳı yarmak bir' "daha para ver". Oğuz dilinde "ile" anlamında da kullanılır, örneğin 'ol takı anda' "o dahi orada."]] KTü: taχı [ Codex Cumanicus, 1303]
et - Fa: ou - Tr: tage TTü: daχı, de/da [ Meninski, Thesaurus, 1680]
daχı دخى vul. daha, de, da ده. TTü: daha [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
keza, hem manasına daχı دخى, halen, henüz, yine manasına daha دها. TTü: [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
daχı (eski ve Çağatayca imlası daġı): Hem, kezalik: bunu ben daχı biliyorum. Muhtasar olarak 'da/de' suretinde de kullanılır: Bunu bende [sic] biliyorum. -- Vaktiyle adeta 've' manasiyle ve cümlenin başındada kullanılırdı: daχı bī-rūh iken ḳālib-i ādem. -- 'daha' yerinede vaktiyle 'daχı' kullanılırdı: bir daχı bunu yapmayın.

<< TTü daḳı/daχı keza, ve [bağlaç], daha [zarf] << ETü takı a.a. ETü tak- eklemek +I(g)

 tak-

Bu maddeye gönderenler: daha, de


14.11.2019
dahi2

Ar dāhi داهٍ z [#dhy fāˁil fa.] kıvrak zekâlı, tedbirli, zeyrek Ar dahā دها‎ zkıvrak zekâlı idi

dahil1

Ar daχl دَخْل z [#dχl faˁl msd.] 1. girme, giriş, 2. getiri, gelir, verim, 3. sövme, sözlü saldırı Ar daχala دَخَلَ zgirdi

dahil2

Ar dāχil داخل z [#dχl fāˁil fa.] giren, duhul eden, içinde olan Ar daχala دَخَلَ zgirdi

daim

Ar dāˀim دائم z [#dwm fāˁil fa.] devam eden, devamlı, kalıcı Ar dāma دَامَ zkaldı, devam etti

daima

Ar dāˀiman دائماً z [zrf.] devamlı olarak Ar dāˀim دائم z [#dwm] devam eden +an