dalaş|mak

dal

<< ETü tāl ağaç dalı

dal|mak

<< ETü tal- 1. çarpılmak, (bir şeye) çarpmak, 2. hastalanmak, özellikle sara veya akıl hastalığına tutulmak, sevdalanmak

dala|mak

<< OTü tala- (köpek) ısırmak, (ısırgan otu) yakmak

dalak

<< ETü talak 1. sevda, melankoli, 2. bir organ, dalak ETü tal dalak +Ak ≈? ETü tal- 1. çarpılmak, 2. cinnet getirmek, aklını yitirmek (Kaynak: OTWF I.75.)

dalalet

Ar ḍalāla(t) ضلالة z [#ḍll faˁāla(t) msd.] yoldan çıkma, azma, sapma, sapkınlık Ar ḍalla ضَلَّ zsaptı, yanlış yola gitti

dalaş|mak

KTü: [ Codex Cumanicus, 1303]
litigo [kavga etmek]- talischirmen, uruschirmen [dalaşırım, vuruşurum]

OTü tala- ısırmak +Iş-

 dala-


30.09.2017
dalga

<< OTü talkaġ/talkan denizde çırpıntı, dalga OTü *talka- çırpınmak, çalkalanmak +I(g) ETü tal- çarpmak, çırpmak

dalgıç

TTü dal- +(g)Iç

dalkavuk

<? TTü dal-/dala- çarpmak, çırpmak

dallama

≈ TTü dalyarak

daltonizm

Fr daltonisme İng daltonism renk körlüğü öz John Dalton İngiliz fizikçi (1766-1844) +ism°