dalgıç

dala|mak

<< OTü tala- (köpek) ısırmak, (ısırgan otu) yakmak

dalak

<< ETü talak 1. sevda, melankoli, 2. bir organ, dalak ETü tal dalak +Ak ≈? ETü tal- 1. çarpılmak, 2. cinnet getirmek, aklını yitirmek (Kaynak: OTWF I.75.)

dalalet

Ar ḍalāla(t) ضلالة z [#ḍll faˁāla(t) msd.] yoldan çıkma, azma, sapma, sapkınlık Ar ḍalla ضَلَّ zsaptı, yanlış yola gitti

dalaş|mak

OTü tala- ısırmak +Iş-

dalga

<< OTü talkaġ/talkan denizde çırpıntı, dalga OTü *talka- çırpınmak, çalkalanmak +I(g) ETü tal- çarpmak, çırpmak

dalgıç

[ anon., Kısas-ı Enbiya terc., <1390]
pes dalġuclaruŋ reīsin kığırdı [çağırdı], eytdi: var yārenlerüŋden yüz dalġuc iχtiyār eyle. TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
dalġıc: Urinator [su altına dalan kimse]

TTü dal- +(g)Iç

 dal-

Benzer sözcükler: dalgıç pompa, dalgıçlık


03.10.2017
dalkavuk

<? TTü dal-/dala- çarpmak, çırpmak

dallama

≈ TTü dalyarak

daltonizm

Fr daltonisme İng daltonism renk körlüğü öz John Dalton İngiliz fizikçi (1766-1844) +ism°

dalya1

İt taglio kesik, çentik İt tagliare kesmek << OLat taliare çelik aşısı yapmak, kesmek

dalya2

YLat dahlia bir süs çiçeği (İlk kullanım: 1791 Antonio Jose Cavanilles, İsp. botanikçi.) öz Anders Dahl İsveçli botanikçi ve Linnaeus'un öğrencisi (1751-1789)