dalkavuk

dalak

<< ETü talak 1. sevda, melankoli, 2. bir organ, dalak ETü tal dalak +Ak ≈? ETü tal- 1. çarpılmak, 2. cinnet getirmek, aklını yitirmek (Kaynak: OTWF I.75.)

dalalet

Ar ḍalāla(t) ضلالة z [#ḍll faˁāla(t) msd.] yoldan çıkma, azma, sapma, sapkınlık Ar ḍalla ضَلَّ zsaptı, yanlış yola gitti

dalaş|mak

OTü tala- ısırmak +Iş-

dalga

<< OTü talkaġ/talkan denizde çırpıntı, dalga OTü *talka- çırpınmak, çalkalanmak +I(g) ETü tal- çarpmak, çırpmak

dalgıç

TTü dal- +(g)Iç

dalkavuk

[ Asım Ef., Burhan-ı Katı terc., 1797]
biştâlem [Fa.]:Tufeyli manasınadır ki ziyarete davetsiz varan kimsedir. Istılahımızda uyuntu ve dalkavuk tabir olunur. [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
dalkavuk: çanak yalayıcı, tufeyli.

<? TTü dal-/dala- çarpmak, çırpmak

 dal-, kavuk

Not: Dal unsurunun anlamı muğlaktır. A. Vefik Paşa'ya göre 'Türkīde dal: çıplak, arī (...) dal fes: sarıksız (...) dal kılıç: kınsızdan kinaye.' Ancak bu anlamda dal sözcüğüne başka hiçbir yazılı kaynakta rastlanmaz. Sözcüğün anlamını kavuk sallamak "yağcılık yapmak" deyiminde aramak daha makul görünüyor. • Karş. dalkılıç ve dalyarak "kılıç sallayan".


24.09.2017
dallama

≈ TTü dalyarak

daltonizm

Fr daltonisme İng daltonism renk körlüğü öz John Dalton İngiliz fizikçi (1766-1844) +ism°

dalya1

İt taglio kesik, çentik İt tagliare kesmek << OLat taliare çelik aşısı yapmak, kesmek

dalya2

YLat dahlia bir süs çiçeği (İlk kullanım: 1791 Antonio Jose Cavanilles, İsp. botanikçi.) öz Anders Dahl İsveçli botanikçi ve Linnaeus'un öğrencisi (1751-1789)

dalyan1

~? Yun *ta aliána «balıkçılık yerleri» Yun aliía αλιεία zbalıkçılık, balıkhane Yun/EYun aliévō αλιεύω zbalık avlamak