dikkat

dik|mek

<< ETü tik- 1. dik kılmak, 2. dik veya sivri bir şey saplamak, iğne ile dikmek ≈ ETü tirig canlı, dik

diken

<< ETü tikgen delen şey, diken ETü tik- sivri bir şey sokmak, saplamak +(g)An

dikey

TTü dik +(g)Ay

dikit

TTü dik- +Ut

dikiz

Roma dikés bak! Roma dikáva bakmak

dikkat

"incelik, özen" [ anon., Ferec ba'd eş-şidde, <1451]
ol bir nādān çorlu, bu dıḳḳati ol ne bilsün? [ Artin Hindoğlu, Hazine-i Lugat, 1831]
Exact [Fr.]: dıkketli (...) Exactitude: dıkketlilik, dıkket

Ar diḳḳa(t) دقّة z [#dḳḳ fiˁla(t) msd.] incelik, ince olma, rafine olma, detaylı olma, kılı kırk yarma, ince eleyip sık dokuma Ar daḳḳa دَقَّ zufaladı, inceltti

Bu maddeye gönderenler: dakik, dakika (dakayık), tetkik


25.10.2017
dikotomi

İng dichotomy mantıkta birbirini dışlayan iki seçenek, ikilem EYun diχotomía διχοτοµία zikiye bölme § EYun diχḗ διχή zikiye, ikişer EYun témnō, tom- τέμνω, τομ- zkesmek +ia

diksiyon

Fr diction söyleyiş biçimi, ifade Lat dictio a.a. Lat dicere söylemek +(t)ion

dikta

Fr diktat buyrultu, zorla kabul ettirilen görüş Alm Diktat a.a. << Lat dictatum bildiri, buyrultu Lat dictare bildirmek +()t°

diktafon

marka Dictaphone ses kayıt cihazı markası (İlk kullanım: 1907 Columbia Phonograph Co., ABD.) İng dictation microphone dikte etme mikrofonu

diktatör

Fr dictateur 1. demokrasilerde geçici bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici, 2. her türlü zorba yönetici Lat dictator Roma cumhuriyetinde belli süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici Lat dictare bildirmek, buyurmak +(t)or