dolgun

dolaş|mak

TTü ṭola- sarmak, döndürmek +Iş-

dolay

<< TTü dolayu dönerek (zarf), etraf, çevre (ad)

dolayı

<< TTü dolayu dönerek (zarf), çevre, etraf, muhit (ad) TTü dola- +lAyU

dolayım

YTü dolay +Im

dolgu

TTü dol- +gU

dolgun

TTü: "şişkin" [ Asım Ef., Kamus-ı Muhit terc., 1810]
el-mulˁāt [Ar.]: Şol süstlük ve dolgunluk ˁārızasına denir ki deve kısmına ˁārız olur ... bağlı durmakla ayaklarına indirip ve mizāclarına şişkinlik hasıl olur TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
dolgun: İçi dolmuş, kabarmış şeyler (...) etine dolgun (...) kulak dolgunluğu

TTü dol- +gIn

 dol-

Benzer sözcükler: dolgunlaşmak


14.09.2017
dolikosefal

Fr dolichocéphale uzun kafalı § EYun doliχós δολιχός zuzun (<< HAvr *dl̥h₁gʰó-s (*dlēgʰó-s) uzun ) EYun kephalḗ κεφαλή zkafa

dolma

TTü dol- +mA

dolmen

Fr dolmen megalitik mezar anıtı (İlk kullanım: Théophile Corret de la Tour d'Auvergne, Fr. asker ve arkeolog (1743-1800).) § Bret taol masa Bret men taş

dolmuş

TTü dol- +mIş

dolomit

Fr dolomite bir tür çökelti kayası (İlk kullanım: 1791 Fr.) öz Déodat de Dolomieu Fransız jeolog (1750-1801) +ite