dolu

dolikosefal

Fr dolichocéphale uzun kafalı § EYun doliχós δολιχός zuzun (<< HAvr *dl̥h₁gʰó-s (*dlēgʰó-s) uzun ) EYun kephalḗ κεφαλή zkafa

dolma

TTü dol- +mA

dolmen

Fr dolmen megalitik mezar anıtı (İlk kullanım: Théophile Corret de la Tour d'Auvergne, Fr. asker ve arkeolog (1743-1800).) § Bret taol masa Bret men taş

dolmuş

TTü dol- +mIş

dolomit

Fr dolomite bir tür çökelti kayası (İlk kullanım: 1791 Fr.) öz Déodat de Dolomieu Fransız jeolog (1750-1801) +ite

dolu

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
tolı: al-barad [gökten yağan dolu] (...) tolu [dolgun, full] TTü: dopdolu [ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
yir yüzi ṭopṭolu kāfirler-idi / dirilüben [toplanıp] χaça taparlar-ıdı

<< ETü tolu/tolı 1. dolgun, 2. buz parçalarından oluşan yağış ETü tol- +I(g)

 dol-

Benzer sözcükler: delidolu, dolu dolu, dopdolu


15.07.2015
dolunay

<< ETü tōlun āy ETü tōlun dolu, tam ETü tōl- +In

domain

İng domain mülk, birinin egemenliğinde bulunan şey veya yer, a.a. EFr demeine mülk OLat dominicum mal sahibinin doğrudan tasarruf ettiği mülk Lat dominus ev sahibi, patron +ic° Lat domus ev +in°

domal|mak

<< OTü tomal- şişinmek, top haline gelmek ETü toŋ dolu, dolgun +Al-

domalan

TTü tomal-/domal- top olmak, yuvarlak hale gelmek +(g)An

domates

Yun tomátes τομάτες z [çoğ.] a.a. Fr tomate a.a. İsp tomata a.a. Nahuatl tomatl yumru Nahuatl tomana şişmek, kabarmak