duhuliye

dudak

<< OTü tutak gaga, dudak << ETü *tutğak ETü tut- +(g)Ak

dudu1

Fa tūtī/ṭūṭī توتى/ طوطى zpapağan, dudu kuşu

dudu2

≈ Erm dudu տուտու zyaşlı kadın, dadı çoc دادو z

duduk

Erm duduk տուտուք/դուդուք zErmeni halk müziğinde kullanılan bir nefesli çalgı TTü düdük

duhul

Ar duχūl دخول z [#dχl fuˁūl msd.] girme, içeri girme, dahil olma Ar daχala دَخَلَ zgirdi

duhuliye

YO: "giriş ücreti" [ Basiretçi Ali Bey, İstanbul Mektupları, 1870]
İşbu bahçe yirmi güne kadar küşād olunup 'duχūliye' namile alelumum yirmişer para alınacak imiş.

Ar duχūl içeri girme +īya(t)1

 duhul

Not: 19. yy avam dilinde belirmiş galatattandır.


11.05.2019
dul

<< ETü tul eşi ölmüş kadın

dulda

Moğ dalda gizli, saklı, sinmiş ≈ Moğ daldala- gizlemek, saklamak

dum duma

?

duman

<< ETü tuman sis, bulut ETü tun- kapanmak, hava bulutlanmak +(g)An

dumdum

İng dumdum bullet bir tür kurşun (İlk kullanım: 1897 İng. Hind.) öz Dumdum Hindistan'ın Bengal bölgesinde bir müstahkem yer ve cephane fabrikası Bengali damdama toprak kale, burç, tabya Fa damdama دمدمه za.a.