dumur

dul

<< ETü tul eşi ölmüş kadın

dulda

Moğ dalda gizli, saklı, sinmiş ≈ Moğ daldala- gizlemek, saklamak

dum duma

?

duman

<< ETü tuman sis, bulut ETü tun- kapanmak, hava bulutlanmak +(g)An

dumdum

İng dumdum bullet bir tür kurşun (İlk kullanım: 1897 İng. Hind.) öz Dumdum Hindistan'ın Bengal bölgesinde bir müstahkem yer ve cephane fabrikası Bengali damdama toprak kale, burç, tabya Fa damdama دمدمه za.a.

dumur

"zayıflık" [ Meninski, Thesaurus, 1680]
zumūr: Gracilem esse. "körelme" [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
żumūr: Bir uzvun beslenemeyip zayıflaması kuruması ve battal kalması, Fr. atrophie [ Akşam - gazete, 1923]
şark bestekarının kudreti dumura uğramış kalmıştır.

Ar ḍumr/ḍumūr ضمر/ضمور z [#ḍmr fuˁūl msd.] zayıflama, büzüşme Ar ḍamara ضَمَرَ zzayıfladı, büzüştü

Not: Dumura uğramak deyimi 1920'lerden, dumur olmak deyimi 1990'lardan itibaren caridir.

Bu maddeye gönderenler: zamir


09.09.2015
dun

Ar dūn دون z [#dnw] aşağı, alçak

duodenum

OLat duodenum onikiparmak bağırsağı (İlk kullanım: Gerardo di Cremona, İtal. hekim (ö. 1187).) Lat duodecim on iki § Lat duo iki Lat decem on

dupleks

İng duplex 1. iki katlı olan her şey, 2. iki katlı konut Lat duplex iki katlı, çift § Lat du- iki EYun pláks, plak- πλάξ, πλακ- ztabaka, katman

dur|mak

<< ETü tūr- 1. ayağa kalkmak, 2. hareket etmemek

durağan

TTü dur- +(g)An