duru

durağan

TTü dur- +(g)An

durak

<< ETü turġak durma yeri, makam, nöbet ETü tur- +(g)Ak

duralit

marka Duralite sertleştirilmiş lif levhası markası § İng durable dayanıklı (Lat durare [den.] dayanmak, kalıcı olmak +()bilis Lat durus sert, dirençli ) İng lite (İng light hafif )

durendiş

§ Fa dūr uzak (<< EFa/Ave dūra a.a. ) Fa andīş düşünen

durgun

<< ETü turkun duran (su) ETü tur- +gIn

duru

ETü: [ Uygurca Maniheist metinler, <900]
özüt üçün muŋsuz baçasız arıġ turuġ ... [ruh için günahsız kusursuz arı duru...] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
turuġ [[dağda sığınma yeri; bir yayla adı ... ikamet yeri]]

<< ETü turuġ duruk, dingin, sakin, bulanık olmayan ETü tur- +I(g)

 dur-

Benzer sözcükler: durulamak, durulama devresi


17.03.2015
durum1

≈ ETü turum boy, endam ETü tur- +Im

durum2

Lat durum [n.] 1. sert, dirençli, 2. bir buğday türü << HAvr *duh₂-ró- HAvr *dweh₂- pek ve sağlam olma

duruşma

TTü dur- +Iş-

duş

Fr douche a.a. İt doccia [dev.] su borusu OLat *ductiare iletmek, nakletmek, sevketmek Lat ductare [den.] sürmek, sevketmek Lat ducere, duct- a.a.

dut

Ar tūt توت zdut ağacı ve meyvesi, morus indica Aram tūtā תות za.a.