eğir

eğ|mek

<< ETü eg- bükmek

eğe

<< OTü égegü törpü ETü ége- törpülemek, rendelemek, diş gıcırdatmak +gU

eğer

Fa agar/gar أگر/گر zşart edatı << OFa hakar/hakaram a.a. << EFa ha-karam bir kez

eğilim

TTü eğil- +Im

eğin

<< ETü egin hayvan sırtı, omuz <? ETü eg- bükmek, eğmek +In

eğir

[ Yadigâr-ı İbni Şerif, <1421?]
fülfül, ḍar-i fülfül, egir, her birinden onar dirhem [ Lugat-i Ni'metullah, 1540]
fejej [Fa.]: Katı acı ottur ki yürek ağrısına fāide ider, aŋa giyāh-i Türkī dirler, yaˁnī egir.

Yun/EYun ákoros άκορος zsulak yerlerde yetişen bir bitki, acorus calamus

Not: Karş. Fa aygir (a.a.). Sözcüğün nihai kökeni bir İran veya Güney Asya dili olmalıdır.

Benzer sözcükler: eğir kökü, eğir otu


31.12.2015
eğir|mek

<< ETü egir- çevirmek, dolamak, kuşatmak

eğit|mek

<< ETü igid- (hayvan veya köle) beslemek, yetiştirmek

eğlen|mek

OTü egle- vakit geçirmek, oyalamak, bekletmek +In- ETü ȫd vakit +lA-

eğlence

TTü eğlen- +çA

eğrek

<< TTü eğlek/eğrek 1. su birikintisi, gölcük, 2. koyunların toplandığı yer, koyun ahırı, mandıra TTü eğre- (su) birikmek +(g)Ak