eğrek

eğir

Yun/EYun ákoros άκορος zsulak yerlerde yetişen bir bitki, acorus calamus

eğir|mek

<< ETü egir- çevirmek, dolamak, kuşatmak

eğit|mek

<< ETü igid- (hayvan veya köle) beslemek, yetiştirmek

eğlen|mek

OTü egle- vakit geçirmek, oyalamak, bekletmek +In- ETü ȫd vakit +lA-

eğlence

TTü eğlen- +çA

eğrek

[ Kul Mes'ud, Kelile ve Dimne terc., <1347]
uşbu egrekde balık çokdur, avlamak tedbirin eylemek gerek "su birikintisi" [ Lugat-i Halimi, 1477]
āb=kend [Fa.]: Ve şol şuya daχı dérler ki bir yerde cemˁ olur; Türkçe egrek dérler, āb-gīr maˁnāsına. "... mandıra" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
İslāmbol'un etrāfında cümle sekiz yüz egrek vardır.

<< TTü eğlek/eğrek 1. su birikintisi, gölcük, 2. koyunların toplandığı yer, koyun ahırı, mandıra TTü eğre- (su) birikmek +(g)Ak

Not: Doğu Anadolu yer adlarında yaygın olan ekrek sözcüğü bundan bağımsız olup Erm akrag ագրակ "çiftlik" eşdeğeridir. Karş. EYun ágros "tarla, çiftlik", Lat ager "tarla", İng acre "tarla ölçüm birimi".

Bu maddeye gönderenler: eğrelti


12.07.2021
eğrelti

<< TTü eğreldü otı bataklık bitkisi TTü eğrel- (su) birikmek +dU

eğreti

Ar ˁārīyetī عاريتى z [nsb.] ödünç olarak, geçici Ar ˁārīya(t) عاريّة zödünç

eğri

<< ETü egri kıvrık, dönük ETü egir- çevirmek, döndürmek +I(g)

ehemmiyet

Ar ahamm أَهَمّ z [#hmm afˁal kıy.] daha mühim, çok mühim Ar hamma هَمَّ zkaygılandı, önemsedi

ehibba

Ar aḥibbāˀ أحبّاء z [#ḥbb afˁilā çoğ.] dostlar Ar ḥabīb [t.] dost, sevgili