eğri

eğlen|mek

OTü egle- vakit geçirmek, oyalamak, bekletmek +In- ETü ȫd vakit +lA-

eğlence

TTü eğlen- +çA

eğrek

<< TTü eğlek/eğrek 1. su birikintisi, gölcük, 2. koyunların toplandığı yer, koyun ahırı, mandıra TTü eğre- (su) birikmek +(g)Ak

eğrelti

<< TTü eğreldü otı bataklık bitkisi TTü eğrel- (su) birikmek +dU

eğreti

Ar ˁārīyetī عاريتى z [nsb.] ödünç olarak, geçici Ar ˁārīya(t) عاريّة zödünç

eğri

ETü: [ Orhun Yazıtları, 735]
egri teve [kambur/hörgüçlü deve] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
egri: muˁwac [kıvrık, bükülmüş] (...) neçe egri erse yol eḏgü [eğri de olsa yol iyi]

<< ETü egri kıvrık, dönük ETü egir- çevirmek, döndürmek +I(g)

 eğir-

Benzer sözcükler: eğri büğrü, eğrilik, eğritmek


03.10.2017
ehemmiyet

Ar ahamm أَهَمّ z [#hmm afˁal kıy.] daha mühim, çok mühim Ar hamma هَمَّ zkaygılandı, önemsedi

ehibba

Ar aḥibbāˀ أحبّاء z [#ḥbb afˁilā çoğ.] dostlar Ar ḥabīb [t.] dost, sevgili

ehil

Ar ahl أَهْل z [#Ahl faˁl ] 1. ev halkı, eş(ler), 2. evcil, alışkın, uygun Ar ahala أَهَلَ zikamet etti, ev edindi, evlendi

ehli

Ar ahlī [#Ahl nsb.] evcil (hayvan) Ar ahl ev halkı

ehlibeyt

Ar ahlu bayt أهل بيت zhane mensubu, özellikle peygamber sülalesine mensup kişi