el2

ekvator

Fr équateur eşitleyici, a.a. Lat aequator eşitleyici Lat aequare [den.] eşitlemek, tesviye etmek +(t)or Lat aequus eşit

ekzema

Fr eczéma bir cilt hastalığı EYun ékzema έκζεμα zciltte çıkan kabartı, isilik, döküntü EYun ekzéō εκζέω zkabarıp taşmak, isilik dökmek +ma(t) EYun ek+ zéō ζέω zkabarmak, kaynamak << HAvr *i̯es- kabarmak, kaynamak, mayalanmak

el+

Ar al ال zharf-i tarif, definite article

el gün

<< ETü él kün ülkeler, dünya ETü él devlet, ülke

el1

<< ETü elig el ETü al- +I(g)

el2

ETü: [ Orhun Yazıtları, 735]
türük bodunıŋ ilin törüsin tuta birmiş [Türk halkının devletini yasasını tutu vermiş] TTü: [ Dede Korkut Kitabı, <1400?]
élden éle [diyardan diyara], begden bege ozan gezer TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
il ايل, aut vulg. el: Alienus, alterius, non proprius [yabancı, ecnebi].

<< ETü il devlet, organize halk

Not: ETü il sözcüğü TTü halk telaffuzunda 17. yy'dan itibaren el şeklini almış, ancak "ülke" anlamında il bir arkaizm olarak korunmuştur. • Anlam evrimi "devlet" > "ülke" > "yabancı ülke" > "yabancı kişi" şeklindedir.

Benzer sözcükler: eloğlu, Rumeli, yaban eller

Bu maddeye gönderenler: el gün, elçi, il (ilçe)


30.04.2015
elâ

<< TTü ala renkli, alaca

elalem

Ar al-ˁālam العالم zhalk, kamu (Kaynak: Vankulu, Lane)

elaman

Ar al-amān الأمان zaman, "beni bağışla" nidası

elan

Ar al-ān الآن zhalen, şimdi, şu anda

elastik

Fr élastique esnek EYun elastikós ελαστικός zittirici EYun elaúnō ελαύνω zitmek, sürmek +istik°