emanet

elviye

Ar alwiya(t) ألوية z [#lwy afˁila(t) çoğ.] sancaklar Ar liwāˀ لواء zsancak

elyaf

Ar alyāf ألياف z [#lyf afˁāl çoğ.] lifler Ar līf ليف z [t.]

elzem

Ar alzam ألزم z [#lzm afˁal kıy.] daha gerekli, en gerekli Ar lāzim لازم z

em

<< ETü em ilaç

em|mek

<< ETü em- emmek

emanet

[ Edib Ahmed, Atebet-ül Hakayık, <1250 (1444)]
kanı ˁahd amānat, kanı eḏgülük [nerede yemin, güvence, nerede iyilik] [ Codex Cumanicus, 1303]
recommendatio - Fa & Tr: amanat

Ar amāna(t) أمانة z [#Amn faˁāla(t) msd.] 1. güvenme, inanma, 2. güvene dayalı olarak verilen şey veya görev Ar amana أمن zgüvendi, inandı ≈ İbr amānah אמָנָה zgüvenme, inanma

 yemin

Not: Ar ve İbr amn "güvenme, inanma" fiili nihai olarak ymn "1. sağ el, 2. el kaldırarak yemin etme" kökünden türemiş olmalıdır.

Benzer sözcükler: emanetçi, emaneten, şehremaneti

Bu maddeye gönderenler: aman, amenna, amentü, âmin, emin (yediemin), emniyet, iman (mümin), temin


12.09.2017
emansipe

Fr émanciper azat etmek veya edilmek, özgürleşmek Lat emancipare [den.] (mülk) elden çıkarmak, (köle) azat etmek Lat e(x)+ manceps, mancip- mal sahibi (§ Lat manus el Lat capsa alan, alıcı )

emare

Ar amāra(t) أمارة z [#Amr faˁāla(t) mr.] söz, belirli anlamı olan şey, belirti Ar amara أمر zsöyledi, buyurdu

emaye

Fr émaillé [pp.] sırlı, sırlanmış Fr émailler [den.] sırlamak Fr émail sır << EFr esmail Ger *smeltan metal eritmek << HAvr *(s)meld- eritmek, metal eritmek

embesil

Fr imbécile zekâ özürlü Lat imbecillus sakat, topal

emboli

Fr embolie pihtı veya başka bir maddenin damarı tıkayarak kan dolaşımını kesmesi EYun embolḗ εμβολή z [dev.] araya girme, kesinti +ia EYun en+ bállō βάλλω, βολ- zatmak