faks

fakat

Ar faḳaṭ فقط zancak, yalnız, şöyle ki (bağlaç)

fakfon

Alm

fakih

Ar faḳīh فقيه z [#fḳh faˁīl sf.] bilgin, bilge, islam hukuku bilgini Ar faḳaha فَقَحَ zyorumladı, kavradı

fakir

Ar faḳīr فقير z [#fḳr faˁīl sf.] 1. oyuk, çukur, 2. beli bükük, 3. yoksul Ar faḳara فَكَرَ zoydu

fakr

Ar faḳr فقر z [#fḳr faˁl msd.] 1. oyuk olma, oyulma, 2. yoksulluk Ar faḳara فقر zoydu

faks

faksimile "tıpkıbasım" [ Milliyet - gazete, 1951]
Kitabı Bahriye büyük bir itinayla ve faksimile olarak Devlet Matbaasında basılmıştır faksimile cihazı [ Milliyet - gazete, 1982]
Xerox faksimile cihazlarının siparişine başladık [ Milliyet - gazete, 1977]
teleks, telefoto ve fax gibi elektronik cihazları işletebilen

İng fax [abb.] İng facsimile elektronik görüntü gönderme cihazı § Lat fac yap (Lat facere, fact- yapmak ) Lat similis benzer, tıpkı

Not: Türkiye'ye ithaline 1982'de izin verildi.

Benzer sözcükler: faksimile, fakslamak, fakslaşmak, fax


15.01.2015
faktör

Fr facteur 1. yapan, eden, üreten, 2. matematikte çarpan << Lat factor yapan, eden, etken, imal eden, imalatçı Lat facere yapmak, etmek, eylemek, icra etmek +(t)or

fakülte

Fr faculté 1. yetenek, beceri, 2. üniversite bölümü << Lat facultas yapabilirlik, el becerisi Lat facilis yapılabilir olan, kolay +itas Lat facere yapmak +()bilis

fal

Ar faˀl فأل z [#fAl faˁl ] iyi alamet

falafel

Ar falāfil فلافل z [#flfl] nohut ezmesiyle yapılan içli köfte Ar fulful فلفل zbiber

falaka

(≈ Ar falaḳa(t) فلقة z [#flḳ] ayak tabanına dayak atma sopası ) EYun phálanks, phalang- φάλαγξ, φαλαγγ- z1. kütük, kalın sopa, 2. Eski Yunan'da bir ordu birliği HAvr *bʰelǵ- kütük, kalın ağaç gövdesi