farz

fariza

Ar farīḍa(t) فريضة z [#frḍ faˁīlā(t) sf. fem.] farz olan şey, dini ödev Ar faraḍa فَرَضَ zbelirledi, kural koydu

fark

Ar farḳ فرق z [#frḳ faˁl msd.] 1. ayrılma, ayrışma, ayırt etme, 2. ayrım Ar faraḳa فَرَقَ zayırdı

farmakoloji

Fr pharmacologie ilaç bilimi EYun phármakon φάρμακον zilaç

farmason

Fr franc maçon mason § Fr franc serbest, özgür Fr maçon duvarcı

fars

Fr farce 1. oyunların sahne aralarına eklenen halk tipi diyalog, 2. kaba güldürü Fr farcir doldurmak, dolma yapmak << Lat farcire, farct- tıkmak, doldurmak << HAvr *bʰr̥kʷ-i̯e- HAvr *bʰrekʷ- tıkmak, sıkmak, boğmak, kalabalık etmek

farz

[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
bu sözler (...) farż u vācibdür bize [gerekli ve zorunludur]

Ar farḍ فَرْض z [#frḍ faˁl msd.] 1. kertik, çentik, 2. gerek, gereklilik, dini ve ahlaki zorunluluk, 3. mantıki gereklik, varsayım Ar faraḍa فَرَضَ z1. kertti, 2. gerektirdi

Not: Anlam yelpazesi için karş. kert-, gerek. • Arapça sözcük Aram pirṣah פּׅרְצָה "gedik, geçit" ve belki paraṭ פָרַט "yarmak, ayırmak" fiili ile ilişkilidir.

Benzer sözcükler: bilfarz, farz etmek, farzımuhal

Bu maddeye gönderenler: faraza, farazî, fariza, mefruz


22.04.2015
fas

Fr face yüz, cephe << Lat facies a.a.

fasafiso

Ar fasāfis فسافس z [#fsfs faˁālil q. çoğ.] haşerat Ar fisfisa(t) فسفسة z [q. msd.] haşere, böcek, özellikle tahta kurusu

fasarya

(Yun fasaría φασαρία zgürültü, patırtı, kargaşa ) İt fesseria aptallık, geri zekalılık İt fesso aptal, yarım akıllı << Lat fessus 1. arık, yorgun, bitkin, 2. hasta, bunak

fasat

Fr façade bina cephesi İt facciata yüz, cephe

faseta

Fr facette traş edilmiş elmas yüzü, cephe Fr face [küç.] yüz, cephe