fasarya

farmason

Fr franc maçon mason § Fr franc serbest, özgür Fr maçon duvarcı

fars

Fr farce 1. oyunların sahne aralarına eklenen halk tipi diyalog, 2. kaba güldürü Fr farcir doldurmak, dolma yapmak << Lat farcire, farct- tıkmak, doldurmak << HAvr *bʰr̥kʷ-i̯e- HAvr *bʰrekʷ- tıkmak, sıkmak, boğmak, kalabalık etmek

farz

Ar farḍ فَرْض z [#frḍ faˁl msd.] 1. kertik, çentik, 2. gerek, gereklilik, dini ve ahlaki zorunluluk, 3. mantıki gereklik, varsayım Ar faraḍa فَرَضَ z1. kertti, 2. gerektirdi

fas

Fr face yüz, cephe << Lat facies a.a.

fasafiso

Ar fasāfis فسافس z [#fsfs faˁālil q. çoğ.] haşerat Ar fisfisa(t) فسفسة z [q. msd.] haşere, böcek, özellikle tahta kurusu

fasarya

[ Cumhuriyet - gazete, 1947]
Yunanlıların tabiri ile 'fasarya = gürültü patırdı' ile uğraşacak zamanları yok.

(Yun fasaría φασαρία zgürültü, patırtı, kargaşa ) İt fesseria aptallık, geri zekalılık İt fesso aptal, yarım akıllı << Lat fessus 1. arık, yorgun, bitkin, 2. hasta, bunak

Not: Özgün anlamı "saçmalık, aptal söz" olsa gerekir. Güncel Yunanca "kargaşa, patırtı" anlamı farklı bir semantik evrimin ürünüdür.


14.03.2019
fasat

Fr façade bina cephesi İt facciata yüz, cephe

faseta

Fr facette traş edilmiş elmas yüzü, cephe Fr face [küç.] yüz, cephe

fasık

Ar fāsiḳ فاسِق z [#fsḳ fāˁil fa.] suçlu, günahkâr Ar fasaḳa فَسَقَ zsuç işledi

fasıl

Ar faṣl فصل z [#fṣl faˁl msd.] 1. ayırma, bölme, 2. bölüm, aralık, mevsim Ar faṣala فَصَلَ zayırdı, böldü

fasıla

Ar fāṣila(t) فاصلة z [#fṣl fāˁila(t) fa. fem.] ara, aralık Ar faṣala فصل zayırdı, böldü