gamze

gambit

Fr/İng gambit satrançta feda hamlesi İt gambetto çalım, çelme takma İt gamba bacak

gambot

İng gunboat bir tür savaş teknesi § İng gun silah (<< Nor gunnr savaş << Ger *gunthjō a.a. << HAvr *gʷʰén-ti-s vuruşma, öldürüşme HAvr *gʷʰen- vurmak, öldürmek ) İng boat gemi

gamet

Fr gamète Alm Gamet dişi veya erkek üreme hücresi (İlk kullanım: Gregor Mendel, Avst. biyolog (1822-84).) EYun gametḗ γαμετή zevlenen kız, gelin EYun gámos γάμος zdüğün +t°

gamma

İng gamma ray bir tür radyoaktif ışın (İlk kullanım: 1903 Ernest Rutherford, Yeni Zelanda kökenli Kanadalı fizikçi.) EYun gámma γάμμα zYunan alfabesinin üçüncü harfi Fen gml deve, Fenike alfabesinin üçüncü harfi ≈ Aram gīmel גימל zArami alfabesinin üçüncü harfi

gammaz

Ar ġammāz غَمّاز z [#ġmz faˁˁāl mesl.] 1. göz kırpan, 2. biri aleyhine kötü söz söyleyen Ar ġamaza غَمَزَ z1. göz kırptı, 2. biri hakkında kötü söz söyledi

gamze

"göz kırpma" [ Kadı Burhanettin, Divan, 1398]
dilberā onulmadı göŋlümde ġamzen yarası "... işve ile bakma" [ Meninski, Thesaurus, 1680]
ġamze: göz kıpmak, göz kakmak. Nictatio, nictus oculi. Item aspectus amorosus. [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
ġamze: 1. Göz kıpma, gözle işaret. 2. Naz ve şivei dilberane ile kirpik süzerek bakma. "... yüzde çukur" [ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
gamze: Çenede veya yanaklarda gülümserken beliren çukurluk.

Ar ġamza(t) غَمْزَة z [#ġmz faˁla(t) mr.] göz kırpma, işve Ar ġamaza غَمَزَ z1. sıktı, çimdikledi, (göz vb.) kırptı, 2. biri aleyhine kötü söz söyledi

Not: Güncel anlamı 20. yy'dan önce kaydedilmemiştir.

Benzer sözcükler: gamzelenmek

Bu maddeye gönderenler: gammaz


22.02.2020
gangbang

İng gangbang bir kadınla çok sayıda erkeğin topluca cinsel ilişkiye girmesi § İng gang çete, güruh İng bang patlama sesi, argoda cinsel birleşme

gangliyon

Fr/İng ganglion sinir hücrelerinden oluşan yumak EYun gánglion γάγγλιον zcilt altında oluşan kabartı veya tümör

gangster

İng gangster çeteci, haydut (İlk kullanım: y. 1890 ABD.) İng gang yolcu grubu, kafile [esk.], çete << Nor gangr yolculuk << Ger *gangan gitmek, yolculuk etmek << HAvr *ǵʰengʰ- yürümek, gitmek

gani

Ar ġanīy غنىّ z [#ġny faˁīl sf.] zengin, varsıl Ar ġaniya غَنِىَ zzengin idi

ganimet

Ar ġanīma(t) غنيمة z [#ġnm faˁīlā(t) sf. fem.] mal, zenginlik Ar ġanam غنم zkoyun, davar