garabet

gani

Ar ġanīy غنىّ z [#ġny faˁīl sf.] zengin, varsıl Ar ġaniya غَنِىَ zzengin idi

ganimet

Ar ġanīma(t) غنيمة z [#ġnm faˁīlā(t) sf. fem.] mal, zenginlik Ar ġanam غنم zkoyun, davar

ganyan

Fr gagnant 1. kazanan, 2. at yarışlarında bir tür bahis Fr gagner kazanmak +ent° Ger *wainjan << HAvr *wói̯h₁- (*wói̯h₁-) HAvr *wei̯h₁- (*wei̯-) kazanmak, ganimet elde etmek, yağmalamak

gar1

Fr gare büyük demiryolu durağı EFr garer/guarer korumak, muhafaza etmek Ger *waran/*weran bakmak, gözetmek, korumak << HAvr *wer-¹ a.a.

gar2

Ar ġār غار z [#ġwr faˁl ] defne bitkisi, laurus nobilis

garabet

[ Daî, Nevhatü'l-Uşşak, 1647]

Ar ġarāba(t) غرابة z [#ġrb faˁāla(t) msd.] garip ve yabancı olma Ar ġaraba غرب zuzaklaştı, ayrıldı, (güneş) battı

 garp


19.08.2017
garaib

Ar ġarāˀib غَرائِب z [#ġrb faˁāˀil çoğ.] garip şeyler Ar ġarība(t) غريبة z [t.] garip şey

garaj

Fr garage 1. tekne veya diğer taşıt aracını kapalı yerde muhafaza etme, 2. bu amaçla kullanılan kapalı yer Fr garer/guarer korumak, muhafaza etmek +age

garanti

Fr garantie [dev.] güvence Fr garantir [den.] güvence vermek Fr garant koruyan, güvence veren Fr garer/guarer korumak, güvenceye almak +ent°

garantör

İng guarantor garanti eden İng guarantee garanti etmek, güvence vermek

garaz

Ar ġaraḍ غرض z [#ġrḍ faˁal ] 1. ok hedefi, 2. amaç, kasıt, özellikle gizli kasıt ≈ Ar ġariḍa özledi, arzuladı, yokluğunu hissetti, elem duydu