gardrop

garaz

Ar ġaraḍ غرض z [#ġrḍ faˁal ] 1. ok hedefi, 2. amaç, kasıt, özellikle gizli kasıt ≈ Ar ġariḍa özledi, arzuladı, yokluğunu hissetti, elem duydu

gard

Fr garde [dev.] 1. koruma, korunma, 2. korucu, bekçi Fr garder bakmak, gözetmek, korumak Ger *ward- a.a. << HAvr *wor-tu-s HAvr *wer-¹ a.a.

garden parti

İng garden party bahçede verilen parti § İng garden bahçe (EFr gardin a.a. << OLat hortus gardinus etrafı duvarla çevrili bahçe Ger *wardon korunaklı, çevrili ) İng party

gardenya

YLat gardenia bir çiçek cinsi öz Alexander Garden İskoçyalı doğabilimci (ö. 1791)

gardiyan

Ven vardián (gemide) bekçi, nöbetçi (Kaynak: LF sf. §699)Fr gardien 1. bekçi, özellikle cehennemin bekçisi olan melek, 2. hapishane bekçisi İt/Fr guardare/garder korumak, gözetmek, nöbet beklemek

gardrop

[ Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, 1918]
Pelerinimi gardıroba bıraktım. Otelin bahçesinde epeyce dolaştım. gardolap [TUyar 1981]
Tam camları silerken, gardolaptan cüzdanını getirtir.

Fr garde-robe giysi dolabı § Fr garde koru Fr robe giysi

 gard, roba


22.12.2019
garet

Ar ġāra(t) غارة z [#ġwr faˁla(t) msd.] akın, soygun Ar ġāra غَارَ zdaldı, akın etti

gargara

Ar ġarġara(t) غرغرة z [#ġr faˁfaˁa(t) q. msd.] bir sıvıyı boğazında sesli olarak yuvarlama onom ġarġara غرغر z

gariban

TTü garip fakir, düşkün, zavallı +ān3

garip

Ar ġarīb غريب z [#ġrb faˁīl sf.] yabancı Ar ġaraba غرب zayrıldı, uzaklaştı, yola gitti

garipse|mek

TTü garip +sA- Ar ġarīb