hakiki

hakaretamiz

§ Ar ḥaḳāra(t) حقارة z Fa āmēz آميز zkarışan, karıştıran (Fa/OFa āmēχtan, āmēz- آميختن, آميز zkarışmak, karıştırmak ) § Fa/OFa ā- آ zyönelme, katılma, eklenme bildiren önek HAvr *mei̯ḱ-, *mei̯ǵ- karışmak, karıştırmak

hakem

Ar ḥakam حكم z [#ḥkm faˁal ] yargıç Ar ḥakama حَكَمَ zhükmetti, yargıladı

hakeza

Ar ḥā kaḏā حٰكذا zişte bunun gibi, böyle

haki

Fa χākī خاكى ztoprağa ait, toprak gibi Fa χāk خاك ztoprak

hakikat

Ar ḥaḳīḳa(t) حقيقة z [#ḥḳḳ faˁīlā(t) sf. fem.] gerçek (ad), doğruluk Ar ḥaḳḳa حقّ zdoğru idi

hakiki

[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
ˁışḳ-ı ḥaḳīḳī [gerçek aşk]

Ar ḥaḳīḳī حقيقى z [#ḥḳḳ] hakikate ait, gerçek (sıfat) Ar ḥaḳīḳa(t)

 hakikat


22.09.2017
hakim1

Ar ḥākim حاكم z [#ḥkm fāˁil fa.] yargılayan, yargıç Ar ḥakama حَكَمَ zyargıladı, hükmetti

hakim2

Ar ḥakīm حكيم z [#ḥkm faˁīl sf.] bilge, alim, filozof, tabip Aram ḥākām חָכָם zbilge, alim Aram ḥakam, ḥakīm חַכַם, חַכִים zbilmek, tanımak, alim olmak

hakipay

Fa χāk-i pāy خاك پاى zayak toprağı, birinin ayağını bastığı toprak

hakir

Ar ḥaḳīr حقير z [#ḥḳr faˁīl sf.] aşağı, aşağılık, mütevazı Ar ḥaḳara حقر zaşağıladı

hakkâk

Ar ḥakkāk حكّاك z [#ḥkk faˁˁāl mesl.] hakkedici, oymacı, kalemkâr Ar ḥakka حَكَّ zoydu