hakkâk

hakiki

Ar ḥaḳīḳī حقيقى z [#ḥḳḳ] hakikate ait, gerçek (sıfat) Ar ḥaḳīḳa(t)

hakim1

Ar ḥākim حاكم z [#ḥkm fāˁil fa.] yargılayan, yargıç Ar ḥakama حَكَمَ zyargıladı, hükmetti

hakim2

Ar ḥakīm حكيم z [#ḥkm faˁīl sf.] bilge, alim, filozof, tabip Aram ḥākām חָכָם zbilge, alim Aram ḥakam, ḥakīm חַכַם, חַכִים zbilmek, tanımak, alim olmak

hakipay

Fa χāk-i pāy خاك پاى zayak toprağı, birinin ayağını bastığı toprak

hakir

Ar ḥaḳīr حقير z [#ḥḳr faˁīl sf.] aşağı, aşağılık, mütevazı Ar ḥaḳara حقر zaşağıladı

hakkâk

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
hakkāk: Politor & sculptor gemmarum [kıymetli taş işleyen ve cilalayan].

Ar ḥakkāk حكّاك z [#ḥkk faˁˁāl mesl.] hakkedici, oymacı, kalemkâr Ar ḥakka حَكَّ zoydu

 hak2


21.08.2014
hakkaniyet

Ar ḥaḳḳānī حقّانى z [nsb.] hakka ilişkin, adil, doğru +īya(t)2 Ar ḥaḳḳ حقّ z

hakla|mak

Ar ḥaḳḳ +lA-

hal1

Ar ḥāl حال z [#ḥwl faˁl msd.] 1. dönüm, dönüşüm, evre, 2. değişken bir şeyin her bir evresi, durum, 3. şimdiki zaman Ar ḥāla حَالَ zdöndü, dönüştü, evrelendi

hal2

Ar ḥall حلّ z [#ḥll faˁl msd.] çözme, çözüm Ar ḥalla حلّ z1. düğüm çözdü, (metal) eritti, 2. kondu, konakladı 3. nikah kıydı (≈ İbr/Aram ḥalal ל‎ל‎ח‎ z1. delmek, 2. yemin bozmak, yasak delmek, haram işlemek )

hal3

Ar χalˁ خَلْع z [#χlˁ faˁl msd.] 1. giysisini çıkarma, soyma, 2. makamdan alma, tahttan indirme Ar χalaˁa خَلَعَ z(giysi) çıkardı, soydu