havf

havale

Ar ḥawāla(t) حَوَالة z [#ḥwl faˁāla(t) msd.] dönme, döndürme, borcu veya ödevi başkasına devretme, aktarma Ar ḥāla حَالَ zdöndü

havali

Ar ḥawāli حَوالٍ z [#ḥwl fawāˁil çoğ.] etraf, çevreler Ar ḥawl حَوْل z [t.] çevre, döngü Ar ḥāla حَالَ zdöndü, dönüştü

havan

Fa/OFa hāvan هاون zöğütme kabı ≈ Ave hāvana- a.a.

havari

Ar ḥawārī حَوَارِى z [#ḥwr] İsa'nın 12 müridinden her biri ~? Eth ḥawārī yolcu, elçi, haberci Eth ḥäwar gitmek

havas

Ar χawāṣṣ خَوَاصّ z [#χṣṣ fawāˁil çoğ.] özel olanlar, seçkinler, elitler Ar χāṣṣ خَاصّ z [t.] seçkin

havf

[ Erzurumlu Darir, Kıssa-i Yusuf terc., <1377]
anlara sıdkuŋı kosaŋ ber-mezid / χavf yériŋden olısarsın sen bāˁid

Ar χawf خوف z [#χwf faˁl msd.] korku Ar χāfa خاف zkorktu


06.11.2014
havi

Ar ḥāwi حاوٍ z [#ḥwy fāˁil fa.] toplayan, kapsayan, içeren Ar ḥawā حوا ztopladı

havil

Ar hawl هول z [#hwl faˁl msd.] korkma, korku Ar hāla هَالَ zkorkuttu

havlıcan

Fa χāvlincān خاولنجان zkökü kulunç tedavisinde kullanılan bir bitki, topalak, galanga Sans kulaŋça कुलञ्ज za.a.

havlu

TTü hav hav, ince tüy veya iplik +lI(g)

havra

İbr χebrah חברה zcemaat, içtima İbr #χbr חבר zbir araya gelme, birlikte olma, birleşme