hayat1

hay

ünl ilgi, kaygı, dilek, üzüntü ünlemi

haya1

Ar ḥayāˀ حياء z [#ḥyw faˁla(t) msd.] utanma, utangaçlık Ar ḥayā utandı

haya2

Fa χāye خايه z1. yumurta, 2. er yumurtası, testis << OFa χāyag yumurta ≈ Ave aya- a.a.

hayal

Ar χayāl خَيَال z [#χyl faˁāl msd.] imgelem, zihinsel görüntü Ar χāla خَالَ zhayal etti

hayalet

Ar χayālāt خيالات z [#χyl çoğ.] hayal mahsulleri, hayali varlıklar Ar χayāl خيال z +āt

hayat1

hayat [ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
Öldi maˁdinde yine buldı hayât / Ol hayâtdan bitdi bu cümle nebât hayat kadını "fahişe" [ Cumhuriyet - gazete, 1977]
4 kumarhane kapatılmış, birçok hayat kadını yakalanarak gözaltına alınmıştır.

Ar ḥayāˀa(t) حياة z [#ḥyw faˁāla(t) msd.] 1. canlı olma, yaşama, 2. yaşam Ar ḥayya حَيَّ zcanlı idi, yaşar idi (≈ İbr ḥay/ḥayah [#ḥy] canlı (sıfat), canlı varlık, hayvan (ad) )

Not: 1930-1955 döneminde 'hayat kadını' deyimi "kariyer sahibi kadın, ev kadını zıddı" anlamında kullanılmıştır.

Benzer sözcükler: abıhayat, hayat arkadaşı, hayat kadını, hayatta, kaydıhayat

Bu maddeye gönderenler: havva, hayati, hayvan, hayy, ihya


20.02.2020
hayat2

Ar ḥayāṭ حَيَاط z [#ḥwṭ faˁāl çoğ.] 1. duvarlar, çitler, 2. çitle çevrili avlu, dış duvar içinde fakat ev kapısı dışında olan alan Ar ḥāˀit حَائِت z [t.] çevre duvarı, çit +āt Ar ḥāṭa حَاطَ zçitle çevirdi, kuşattı

hayati

Ar ḥayāˀa(t) hayat

haybe

Ar χayba(t) خيبة z [#χyb faˁla(t) ] düş kırıklığı, kaybediş, fiyasko Ar χāba düş kırıklığına uğramak, boşa çıkmak

haydari

öz ḥaydar Erdebil şeyhi, Cüneyd'in oğlu ve Şah İsmail'in babası (ö. 1488) Ar ḥaydar حيدر z [#ḥdr] arslan

haydi

<< TTü hay de! ünl ha/hay teşvik ünlemi