hayati

haya2

Fa χāye خايه z1. yumurta, 2. er yumurtası, testis << OFa χāyag yumurta ≈ Ave aya- a.a.

hayal

Ar χayāl خَيَال z [#χyl faˁāl msd.] imgelem, zihinsel görüntü Ar χāla خَالَ zhayal etti

hayalet

Ar χayālāt خيالات z [#χyl çoğ.] hayal mahsulleri, hayali varlıklar Ar χayāl خيال z +āt

hayat1

Ar ḥayāˀa(t) حياة z [#ḥyw faˁāla(t) msd.] 1. canlı olma, yaşama, 2. yaşam Ar ḥayya حَيَّ zcanlı idi, yaşar idi (≈ İbr ḥay/ḥayah [#ḥy] canlı (sıfat), canlı varlık, hayvan (ad) )

hayat2

Ar ḥayāṭ حَيَاط z [#ḥwṭ faˁāl çoğ.] 1. duvarlar, çitler, 2. çitle çevrili avlu, dış duvar içinde fakat ev kapısı dışında olan alan Ar ḥāˀit حَائِت z [t.] çevre duvarı, çit +āt Ar ḥāṭa حَاطَ zçitle çevirdi, kuşattı

hayati

YO: "yaşama dair" [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
hayātī: Yaşayışa ve ömre mensup ve müteallik. YO: "önemli" [ Mehmed Bahaeddin (Toven), Yeni Türkçe Lugat, 1924]
hayātī: mühim YO: hayatiyet [ TDK, Türkçe Sözlük, 2. Baskı, 1955]
hayatiyet: Yaşama gücü, canlılık.

Ar ḥayāˀa(t) hayat

 hayat1

Not: 19. yy sonlarında Türkçede üretilmiş bir sözcüktür. Arapçada ḥayāwī kullanılır.

Benzer sözcükler: hayatiyet


08.03.2019
haybe

Ar χayba(t) خيبة z [#χyb faˁla(t) ] düş kırıklığı, kaybediş, fiyasko Ar χāba düş kırıklığına uğramak, boşa çıkmak

haydari

öz ḥaydar Erdebil şeyhi, Cüneyd'in oğlu ve Şah İsmail'in babası (ö. 1488) Ar ḥaydar حيدر z [#ḥdr] arslan

haydi

<< TTü hay de! ünl ha/hay teşvik ünlemi

haydut

≈ Mac hajdúk [çoğ.] Mac hajdú başıbozuk asker, akıncı

hayhay

ünl