haydi

hayat1

Ar ḥayāˀa(t) حياة z [#ḥyw faˁāla(t) msd.] 1. canlı olma, yaşama, 2. yaşam Ar ḥayya حَيَّ zcanlı idi, yaşar idi (≈ İbr ḥay/ḥayah [#ḥy] canlı (sıfat), canlı varlık, hayvan (ad) )

hayat2

Ar ḥayāṭ حَيَاط z [#ḥwṭ faˁāl çoğ.] 1. duvarlar, çitler, 2. çitle çevrili avlu, dış duvar içinde fakat ev kapısı dışında olan alan Ar ḥāˀit حَائِت z [t.] çevre duvarı, çit +āt Ar ḥāṭa حَاطَ zçitle çevirdi, kuşattı

hayati

Ar ḥayāˀa(t) hayat

haybe

Ar χayba(t) خيبة z [#χyb faˁla(t) ] düş kırıklığı, kaybediş, fiyasko Ar χāba düş kırıklığına uğramak, boşa çıkmak

haydari

öz ḥaydar Erdebil şeyhi, Cüneyd'in oğlu ve Şah İsmail'in babası (ö. 1488) Ar ḥaydar حيدر z [#ḥdr] arslan

haydi

[ Merkez Efendizâde, Bâbûsu'l-Vâsıt, 1555]
mede hay diyi güci varduğınca çağırmak [ Meninski, Thesaurus, 1680]
hayde & hayda: Procede igitur. (...) haydelemek & haydalamak.

<< TTü hay de! ünl ha/hay teşvik ünlemi

 hay, de-

Not: Haydiyin, hadisene gibi kullanımlarda fiil yapısının izleri kalmıştır.

Benzer sözcükler: hade, hadi, hadisene, hayda, hayde, haydiyin

Bu maddeye gönderenler: hodri


30.06.2015
haydut

≈ Mac hajdúk [çoğ.] Mac hajdú başıbozuk asker, akıncı

hayhay

ünl

hayhuy

ünl hay bağırma sesi

hayıf

Ar ḥayfā حيفا zyazık! (ünlem) Ar ḥayf حَيْف z [#ḥyf faˁl msd.] zulüm, günah Ar ḥāfa حَافَ zzulmetti, haksızlık yaptı

hayır

Ar χayr خَيْر z [#χyr faˁl msd.] 1. iyi, daha iyi, tercih edilen, 2. iyilik Ar χāra خَارَ zseçti, tercih etti